Göbeklitepe’nin sisli tepelerinde bir ağaç, altında adı çoktan silinmiş bir ruh…
Üzerinden medeniyetler geçti;
diller unutuldu, tanrılar değişti, hikâyeler toprağa karıştı.
Ağacın gövdesine yaslandığımda anladım: Göbeklitepe konuşmuyor, fısıldıyor.
Ve o fısıltı, binlerce yılın sessizliğinden geliyor.
Belki de zamanın bize bıraktığı tek gerçek şu: Toprak sustuğunda, insan kendini duyar.