İnsan, hayatındaki bütün zorlukları başkalarına devrederek güçlenemez; doğasına aykırıdır ve zamanla kendi gücünü kullanma fırsatını kaybeder. Her kararın başkaları tarafından verildiği, her problemin başkaları tarafından çözüldüğü bir hayat ilk bakışta konforlu görünebilir. Fakat insan, kendi mücadelesinden uzaklaştıkça yalnızca sorumluluklarını değil, kendini geliştirme fırsatını da kaybeder.
Çünkü hayat kaostan ibarettir: Belirsizlik, risk, kayıp, mücadele ve çözülmesi gereken problemler hayatın doğal parçalarıdır. İnsan da bu kaosun içinde deneyerek, yanılarak, mücadele ederek ve yeniden ayağa kalkarak gelişir. Psikolojimiz yalnızca sonuca değil, sonuca giderken verdiğimiz mücadeleye de ihtiyaç duyar. Öğrenmek, araştırmak, üretmek, bir problemi çözmek, hata yapmak, yeniden denemek ve sonunda “bunu ben yaptım” diyebilmek; insana yalnızca başarı hissi değil, özgüven, yeterlilik ve tatmin duygusu da kazandırır.
Hayatın her alanında olduğu gibi yatırımda da böyledir. Yatırımın kendisi belirsizlikle mücadele etmektir. Piyasalar hiçbir zaman kesinlik sunmaz; her zaman risk ve yanlış karar verme ihtimali vardır. Bu nedenle yatırımcı için asıl mesele belirsizliği ortadan kaldırmak değil, belirsizliğin içinde kendi kararını verebilecek hale gelmektir.
Örneğin bir yatırımcı, yalnızca bir başkasının “şu hisseyi al” tavsiyesine güvenerek işlem yaptığında, fiyat yükselirse neden kazandığını; fiyat düşerse neyi yanlış yaptığını anlayamayabilir. Piyasa gerilediğinde kendi analizine ve planına sahip olmadığı için panikle satış yapabilir. Buna karşılık şirketi araştıran, bilançoyu inceleyen, yatırım tezini oluşturan ve hangi koşulda kararını gözden geçireceğini önceden belirleyen yatırımcı, aynı belirsizlikle karşılaştığında daha sağlıklı hareket edebilir. Çünkü yalnızca bir sonuç satın almamış, karar verme becerisi de geliştirmiştir.
Sürekli birilerinin ne alacağını söylemesini beklemek ve “bana sadece ne yapacağımı söyleyin” yaklaşımı kısa vadede kolaylık sağlayabilir. Ancak uzun vadede insanı kendi karar mekanizmasından uzaklaştırır; bir süre sonra bilgiye değil kişilere, muhakemeye değil yönlendirmeye bağımlı hale getirir. “Armut piş, ağzıma düş” yaklaşımı yalnızca insanı düşünmekten uzaklaştırmaz, kendi kararlarına duyduğu güveni de zamanla aşındırır.
Elbette dinleyecek, araştıracak ve bizden daha bilgili, deneyimli insanların fikirlerinden yararlanacağız. Akıllı insan her şeyi tek başına bildiğini düşünen değil, kimden ne öğrenmesi gerektiğini bilen insandır. Ancak fikir almakla sorumluluğu devretmek aynı şey değildir. Bir başkasının analizi yol gösterebilir, bir uzmanın bilgisi bakış açımızı genişletebilir, bir yorum bizi araştırmaya yönlendirebilir. Fakat sonunda o bilgiyi süzmek, anlamak, kendi koşullarımızla karşılaştırmak ve kararı sahiplenmek zorundayız.
Bazen zorlanmak, yanılmak, kaybetmek ve yeniden başlamak gerekir. Çünkü mücadele yalnızca aşılması gereken bir engel değil, insanı inşa eden süreçtir. İnsan öğrendikçe güçlenir, ürettikçe kendine güvenir, mücadele ettikçe dayanıklılığı artar ve başardıkça sınırlarını genişletir.
Asıl tatmin, bir başkasının sizin yerinize doğru kararı vermesinde değil; doğru kaynakları dinleyip araştırarak, düşünerek ve sorumluluğunu üstlenerek kendi kararınızı verebilmenizde yatar.
Yatırımcının en büyük kazancı yalnızca parasını büyütmek değildir. Asıl kazanç, belirsizlik karşısında başkasının gölgesine sığınmadan düşünebilmek, karar verebilmek ve kararının sorumluluğunu taşıyabilmektir. Çünkü piyasalar paranızı azaltabilir; fakat kendi aklınızı kullanmayı öğrenirseniz, sizi uzun vadede yeniden ayağa kaldıracak en değerli sermayeyi kazanmış olursunuz.
HisseChat Ekibi