Yıllar akıp gider, yollar aşınır, insanlar yorulur ama bazı hikâyeler ilk günkü gibi taptaze kalır...
Demir köyümüzün kıymetli çınarı Seyfettin amca; cebinde hayatın ezberlenmiş takvim yaprakları, elinde kavalıyla bize sadece geçmişi değil; sadeliğin, özün ve hakiki hürmetin ne demek olduğunu hatırlatıyor.
Okullardan uzakta kalsa da gözündeki ferle, yüreğindeki hikmetle nice "âlime" taş çıkartacak bir ömür sığdırmış bu toprakların üzerinde. Takvim yaprakları ona mektep, kavalı ise ömrüne yoldaş olmuş.
O kavala her nefes verişinde içindeki derdi, hüznü ve yaşanmışlıkları dağlara, taşlara fısıldıyor. Dertli dertli yankılanan o hazin türküler; Anadolu'nun, Erzincan'ın, bu cefakâr ve vefakâr toprakların öz sesi oluyor...
"İnsan, kendi aklını ve ömrünü çok güzel kullanmalı." diyerek gençliğe rehber olan Seyfettin amcamız; senin her sözün, yarınlara bıraktığın en kıymetli mirastır.
Seyfettin amcamızın okumaya olan sevdasını da öğrendik. Şimdi o güzel gönlüne, okumaya doyamayan yüreğine yeni hikâyeler, yeni dünyalar armağan edeceğiz.
İyi ki varsın.