Ben bu iyi niyetli söylemleri anlayabiliyorum. Hepimiz bir yol yürüyor ve seyri sülük çıkarıyoruz abim. Hayat dediğin böyle bir şey.
Ben anladım ki iktizayı halde hakikat görünene tabi olan düzgün bir yol çıkarıyor. Kanaatim odur ki ''hakikat bildiğin'' şey hakikatin kendisi olmasa dahi Allah ihlaslı olanı yolda koymuyor. İhlaslı mıyım ? diye kontrol etmekten başka güvenilir bir istişare de çok yok.
Ben iktizayı halde kavga etmeyi vacip gibi algılamadan kolay kolay kavga etmem. Bu bazen bir maslahatı korumak(mesele kültür tarihi kitabının itibarsız kılınmasını engellemek), bazen bir mefsedeti def etmek(muhbirler olayı) gibi olabilir.
Ancak halin onu vacip kıldığını hissetmişimdir. Hatta kalbimde böyle bir yakin oluşmadan da kolay kolay kavga etmem, uzun süre tahammül etmeye çalışırım. O yüzden kavgaya girince sağı solu kolay kolay dinlemem.
Zira benim seyrim bana ayan, nasihat edene değil. Farklı bir yoğunlukta saldırıya maruz kaldığımız gaib mi ? değil. İnsanlara benim düşündüklerimi, öngördüklerimi anlayabilmesi de, bendeki gibi anlatabilmem de imkansız.
Ben bana görünende doğru olanı tercih etmeye çalıştıktan sonra gerisi Allah'ın işi ben ona nasıl karışayım ? Nasıl öngöreyim ? Kimi iftira eder, kimi iftiracıya inanır, kimi takip etmediği konuya suizan eder, kimi surete aldanır, kimi hüsnü zan eder vs vs.
Benden zahir olandan sonra, benden zahir olan başkasına imtihan olur. Ben bunlara malik olamam. Kendi içimde anladığıma göre amel edebilirim ancak. Belki de nasihatçi için hakikat ve ihlaslı amel gerçekten nasihat etmesi. Bunu da bilemem. Onda hangi tasavvur oluştu nasıl bileyim ?
Biricik bir yolu yürüyoruz hepimiz. İhlastan gayrı da tutunacak dal yok. Benim için esas imtihan çoğu zaman sureti korumak kaygısıdır. Mesela bana hak görünen bir işi ''kavgacı görünmemek'' için terk etmem sıkı bir imtihandır. Bu ihlası terk etmek demek.
Nasihatçi çoğu zaman bu kaygı ile gelir. Ben geldiği anda ''imtihan'' diye düşünürüm. Hakeza nasihatçi benim için kaygılanır. Korkmam gereken şeylere işaret eder ben duyduğum anda ''imtihan'' diye düşünürüm.
Zira onun hakikati benim için kaygılanmak olabilir. Ancak ben mevzuda yakine sahipsem o nasihat bana vesvese olarak görünür. Bunun için nasihatçinin kötü olmasına da gerek yok. O sevap bile alıyor olabilir. Benim için ise bu ''nazar kıldık şu cihane kurulmuş tuzağa benzer'' kısmına düşer.
Fazla takılmayın. Hepimiz yaşayıp öleceğiz. İktizayı halinizde size vacip olanları anlamaya çalışın. Surete değil, öze bakın. İhlasa tutunun. Ben hayatta bundan başka bir işte bereket görmedim.
Allah öyle bir senaryo yazmış ki ''şöyle olur'' endişesi ile halde size vacip görüneni terkettiğiniz hiçbir işte bereket olmuyor. Kimse ihlastan gayrı bir amelin ekmeğini yiyemiyor.
Tevekkül et ihlasla yürü, sahibi Allah olan yolda kalmaz.
Acmnin müslümanlarla değil kafirlerle kavga ettiği zamanlar...