Atamış olduğu hakim ve savcılar FETÖ'cü çıktı ama suçlu o değil.!
Ergenekon adı altında askerimize operasyon yapılmasına izin verdi sonra "Pardon" dedi ama suçlu o değil.!
"Ben ekonomistim" dedi, enflasyonda dünyanın zirvesini paylaşıyoruz ama suçlu o değil.!
Sur'da hendekler kazılırken "Asla operasyon yapmayın" dedi, çatışmalarda şehitler verdik ama suçlu o değil.!
"Kardeşim Esad"dan "Katil Esed"e geçildi, milyonlarca sığınmacı ülkeye doldu, sınırlar yol geçen hanına döndü ama suçlu o değil.!
Açılım Süreci dediler, Habur'da çadır mahkemeleri kurup davul zurnayla karşıladılar, süreç çökünce "Bizi aldatmışlar" dediler ama suçlu o değil.!
Oy uğruna çürük binalara İmar Barışı çıkarıp müjde diye sattılar, depremde binlerce canımız enkaz altında kaldı, "Kader" dediler ama suçlu o değil.!
"Faiz sebep, enflasyon sonuç" diyerek akla ve bilime savaş açtılar, Türk lirasını pul edip halkı sefalete sürüklediler ama suçlu o değil.!
Devletin en kritik kurumlarının kapılarını cemaatlere, tarikatlara sonuna kadar açtılar, kurumların içini boşalttılar ama suçlu o değil.!
Liyakatı bitirip mülakatla kendi kadrolarını kayırdılar, gençlerin emeğini ve geleceğini çaldılar ama suçlu o değil.!
Seçim kazanmak için hesapsızca vaatler verdiler, bütçede açılan devasa kara delikleri kapatmak için halkın sırtına yeni vergiler bindirdiler ama suçlu o değil.!
Özetle;
Kararı alan o, yetkiyi kullanan o, kürsüye çıkıp esip gürleyen o...
Fakat ne zaman bir stratejik hata yapılsa, ne zaman bu millet ağır bedeller ödemek zorunda kalsa ya eski ortakları suçlu, ya bürokratlar suçlu, ya dış güçler suçlu, ya da milletin kendisi!
Yetkiyi tek elde toplayıp sorumluluğu tek bir gün olsun üstlenmeyen bu anlayışta; faturayı ödeyen hep biz olduk ama suçlu asla o olmadı.