Çinli bir hesabın bizim tarihimizi bizden iyi bilmesi, yaşananları bizden daha iyi okuması hiç düşündürmüyor mu bizi?
Atalarımız tarih yazdı. Peki, biz bugün ne yapıyoruz? Geçmişin zaferlerini anlatırken geleceğin inşasını ihmal etmiyor muyuz?
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetti. Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı'yı gücünün zirvesine taşıdı. Atatürk, geçmişin ihtişamına sığınarak geleceğin inşa edilemeyeceğini gördü ve modern bir cumhuriyet kurmak için mücadele etti.
Onlar yalnızca savaşan insanlar değil, yaşadıkları çağın şartları içinde devletler kuran, düzenler inşa eden ve tarihin akışını değiştiren liderlerdi.
Bizim görevimiz, onların başarılarını kendimize mal ederek övünmek değil, bıraktıkları mirası daha ileriye taşımaktır.
Ancak bugün, başka milletlerden insanların tarihimizi bize karşı bir aşağılama malzemesine dönüştürmesine de sessiz kalmak zorunda değiliz. Geçmişimizle övünmek kadar, o geçmişin sorumluluğunu taşımak da hakkımızdır.
Uyan ey milletim!
Hâlâ ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz bu memleketi bize emanet eden ecdadımızı onurlandırmanın vakti gelmedi mi?
Daha 15 yaşındaki evlatlarını vatan uğruna cepheye uğurlayan anaların, sırtında top mermisi taşıyan Seyit Onbaşı'nın, Çanakkale'de canı pahasına mücadele eden Mehmetçiğin torunlarıyız biz!
Peki, bize bu vatanı emanet edenlerin mirasına sahip çıkmak yerine, başkalarının diline düşmeyi ne zaman kabullendik?
“Ben ne yapabilirim?” deme!
Son model araba peşinde koşup ömrünü tüketme. Her yıl telefonunu yenileme yarışını bırak. Moda saçmalığından kurtul, Emeğini, aklını ve zamanını senden çalanların dayattığı sahte hayatları sorgula.
Sosyal medyada saatlerini tüketmek yerine kendine şu soruyu sor: Ben bu topluma ne katıyorum?
Din, vatan ve millet söylemleriyle seni kandıranları sorgula. Eser diye önüne konulan kalitesizliği, müzik diye sunulan gürültüyü, gıda diye satılan zehirleri sorgula. Tarlaya ektiğin tohumu, verim diye saçtığın zehiri en önemlisi alın terin olan emeğinin karşılığını sorgula.
Tükettiğin kadar üretiyor musun? Konuştuğun kadar düşünüyor musun? Geçmişinle övündüğün kadar geleceğin için çalışıyor musun?
Çünkü bir milletin gücü yalnızca geçmişte kazandığı savaşlarla ölçülmez. Bilimiyle, eğitimiyle, sanayisiyle, kültürüyle, ahlakıyla ve ekonomik bağımsızlığıyla da ölçülür.
Atatürk'ün bize bıraktığı en önemli derslerden biri de budur: Geçmişi bilmek, geleceği inşa etmenin yerine geçmez.
Uyanış, önce insanın kendi hayatında başlar.
Bir ağaç dik. Bir çocuğa tarihini öğret. Bir gencin elinden tut. Emeğini koru. Üretmeyi öğren. Tükettiğini sorgula. Sana emanet edilen değerlere sahip çık.
Bunların her biri, ecdadına duyduğun vefanın bir parçasıdır.
Vatan sevgisi yalnızca sözle, bayrakla ve hamasi nutuklarla ölçülmez. Bazen bir ağacı korumak, bazen bir çocuğa doğruyu öğretmek, bazen bir işletme kurup insanlara iş imkânı sağlamak, bazen de milletinin emeğini sömüren düzenlere karşı bilinçli bir duruş sergilemekle başlar.
Çin'in de Türk milletinin de köklü bir tarihi var. Mesele, kimin atalarının daha büyük olduğunu tartışmak değil; bugünün dünyasına kimin ne kattığını ve yarının dünyasına kimin ne bırakacağını ortaya koymaktır.
Ancak kimse de bizim geçmişimizi küçümseyerek kendine üstünlük payesi çıkarmasın. Bizim tarihimiz başkalarını aşağılamak için değil, kendi sorumluluğumuzu hatırlamak için vardır.
Milletçe içinde bulunduğumuz gafletten uyanmak için illa büyük bir felaket mi yaşamamız gerekiyor?
Tarihimize sahip çıkmak için başkalarının bizi küçümsemesini mi bekleyeceğiz?
Ecdadımız bu vatanı bize yalnızca miras bırakmadı; koruyalım, geliştirelim ve bizden sonraki nesillere daha güçlü teslim edelim diye emanet etti.
Atalarımızın zaferleri bizim kişisel başarılarımız değildir. Ama onların torunları olarak bugün ne yaptığımız, nasıl bir toplum inşa ettiğimiz ve geleceğe ne bıraktığımız bizim sorumluluğumuzdur..
Herkese olabileceği kadar keyifli akşamlar 🌹
Atalarınız tarih yazdı. Siz ise yorum yazıyorsunuz.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetti. Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu’nu gücünün zirvesine taşıdı.
Peki siz ne yaptınız?
Osmanlı’nın gerçek gücü yalnızca savaş meydanlarından gelmiyordu. Farklı milletleri, dinleri ve kültürleri bir arada yönetebilen bir devlet sistemi kurmuştu.
Fatih yalnızca bir fatih değildi. Kanuni yalnızca bir savaşçı değildi. Onlar devlet inşa eden liderlerdi.
Daha da ilginci, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, geçmişin ihtişamına sığınarak geleceğin inşa edilemeyeceğini anlamıştı.
Bu yüzden bilime, eğitime, sanayiye ve modernleşmeye yöneldi.
Ama bugün Türkçe sosyal medyada bazı insanlar hâlâ atalarının yüzlerce yıl önce kazandığı savaşlarla Çinlilere üstünlük taslamaya çalışıyor.
İşte tarihin en büyük ironilerinden biri burada.
Atatürk Türkiye’yi modern dünyaya taşımaya çalışırken, bazıları zihinsel olarak hâlâ Osmanlı’nın savaş meydanlarında yaşıyor.
Fatih İstanbul’u fethetti. Siz neyi fethettiniz?
Kanuni bir imparatorluğu yönetti. Siz neyi yönettiniz?
Atatürk modern bir cumhuriyet kurdu. Siz geleceğe ne bırakıyorsunuz?
Atalarınızın zaferleri sizin kişisel başarılarınız değildir. Onların büyüklüğü, sizin otomatik olarak büyük olduğunuz anlamına gelmez.
Tarihini bilmek erdemdir. Ama kendi başarısızlıklarını atalarının başarılarıyla örtmeye çalışmak, tarih bilinci değil, geçmişe sığınmaktır.
Asıl mesele atalarınızın ne kadar büyük olduğu değil, onların bugün sizinle ne kadar gurur duyacağıdır.
Çünkü tarih, geçmişte kimin daha güçlü olduğunu anlatır. Gelecek ise bugün kimin daha çok çalıştığına, düşündüğüne ve ürettiğine bakar.
Atalarınız dünyayı değiştirmek için mücadele etti. Siz ise yorumlarda dünyayı fethettiğinizi sanıyorsunuz.