Omurgan mı var, derdin var.... Takip etmem için takip etme!

istanbul
#fotoğrafvehikayesi Fotoğraf ve hikayesi. Sınıfta kimse benim yanıma oturmak istemiyor. Okulda kimse benimle spor yapmak istemiyor. Geçen hafta sınıftan bir arkadaşım, çeşmeden su içtiğim için bana hakaret etti. Çok susamıştım, çeşmeden su içerken gelip bardağı elimden kaptı⤵️
2
1
11
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Onları gördüklerinde 'işte bunlar kesinlikle sapkın olan kimselerdir' dediler. Mutaffifin 32 İdeolojik körlük ve kitle illüzyonları Kuran'a sarılan haniflere yöneltilen sapkınlık ithamları üzerine Mutaffifin 32. ayeti kitle psikolojisini ve yerleşik mezhep ideolojileri mensuplarının kendilerinden farklı düşünenleri etiketleme biçimini mükemmel biçimde özetleyen önemli bir ayettir. Ayetteki ifade statükonun kendi varoluşsal krizidir. Dilde kullanılan kesinlik ise bilgisizliğin ürettiği koyu kibrin yansımasıdır. Bu bilgisizlik tabi ki Kuran bilgisinden bi haber olmaktır ve 'hamiyyetel cahiliyyeti' olarak Fetih 26. ayette geçer. Kuran paradigmasında reddedicilik yani inkar bilgisizlikle eşleştirilir ve bu bilgisizlik taassuba dönüşür. Kalabalıklar kendi alıştıkları yoldan farklı yolda gidenleri daima itham etme eğilimi gösterir. İtham edenler atalarından devraldıkları mirası mutlak doğru zanneder. İdeolojik körlük halindeki bilinç hakikate giden yolları sapkınlık olarak algılayabilir. Kuran bütününe baktığımızda bu itham pratiğinin tarihsel bir yasa olduğunu farkedebiliriz. Araf 60'ta Nuh kavminin ileri gelenleri onu 'apaçık bir sapıklık içinde' gördüklerini ifade eder. Firavun Musa'yı yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakla suçlar. Hud nebi Araf 66'da sefihlik ve yalancılıkla suçlanır. Salih nebi Şuara 153'te sihir etkisi altında kalmış olmakla, Neml 47'de ise toplumu dağıtmakla suçlanır. Bu ayette uğursuzluk olarak hatalı çevrilen kelime tayr'dır. TYR hafifleyip boşluğa saçılıp dağılma fikrinden türer. Konunun uğursuzluka bir ilişkisi yoktur. Salih nebi vahyin etkisi ile statükoyu dağıtmaktadır ve kavmin ileri gelenleri Salih nebi'yi suçlamaktadır. Ve Muhammed nebi de mecnun olmakla itham edilir. Mecnunluk hali aklın örtülmesiyle ortaya çıkan bir tür delilik tanımıdır. Kuran'da katı ideolojik sistemlerin mensupları her zaman ilahi vahye sımsıkı tutunanları marjinalleştirmeye ve ötekileştirmeye çalışır. Bu değişmez bir sosyolojik realitedir. Atalar dini kitleler için bir konfor alanıdır. Bu alanı sarsan her ilahi uyarı sistemin muhafızları tarafından sapkınlık yaftasıyla bastırılmaya çalışılır. Nebilerin tamamı devirlerinin yerleşik düzenleri tarafından bu ağır ithamların hedefi haline getirilmişlerdir. Kuran'ın asıl çağrısı kitleleri bu derin uykudan uyandırmaya davettir. Günümüzde mezhepler birer yorum statüsünü çoktan aşarak sınırları keskin, dogmaları katı birer ideolojik aygıta dönüşmüş durumdadır. İdeolojiler varlıklarını sürdürebilmek için tekelci anlayışa ihtiyaç duyar. Mezhep ideolojileri kendi oluşturdukları fıkhı, kendi havadis külliyatlarını ve kendi tarihsel yorumlarını dinin bizzat kendisi ilan ederler. Bu kurumsal yapıların mensupları kendi zihinsel kalıplarına uyanlar dışındaki her düşünceyi sistemlerine yönelik tehdit olarak algılar. İdeolojik yapılarının ayakta kalması kendi sistemleri dışındaki alternatiflerin şeytanlaştırılmasına bağlıdır. Araya giren tüm beşeri yorumları ayıklayarak doğrudan Kuran'a sarılan, hakikati bizzat Kuran'ın kendisinde ve Allah'ın kelimelerinin izlerinde arayan Haniflerin sayısı günümüzde hızla artmaktadır. Hanif duruş beşeri ilavelerden arınma çabasında, saf, berrak ve kaynak koda dönen bir arayışın merkezidir. Kaynak kod Kuran'dır. Mezhep ideolojilerinin mensupları Kuran'ın yalın rehberliğini savunan bu cesur duruşu gördüklerinde büyük bir şok yaşarlar. Kendi ideolojik yapıları Kuran'ın yalın gerçekliği karşısında zayıfladığında sistemin müdafaa mekanizmaları hızla devreye girer: 'işte bunlar kesinlikle sapkın olan kimselerdir'. Kendi ürettikleri karmaşık ve batıl dogmaları merkez, Kuran'ın saf çağrısını ise sapkınlık ilan etmekten kaçınmazlar. Asıl sorun kendi beşeri inanç sistemlerini hakikatin mutlak ölçütüne dönüştürmeleridir. Fakat kaynak kodu olmayan bir yöneliş hakikat iddiasında da bulunamaz. Bu zihinsel düzende statüko koruyucuları kendilerine benzemeyenleri sapmış sayarken kendi durumlarını da asla sorgulama ihtiyacı hissetmezler. İdeolojik körlüğün en tehlikeli aşaması Allah adına konuştuğunu iddia etmektir. Kuran'ın eleştirdiği kurucu beşeri fikir babalarının geleneğine bağlılık bu mekanizmayla kuşaktan kuşağa aktarılır. Mutaffifin 33 ise bu ideolojik tahakkümün meşruiyetini sorgular. Ve onların üzerine koruyucular olarak gönderilmediler/irsal edilmediler. Mutaffifin 33 Önceki ayetteki sapkınlık ithamının hemen ardından gelen bu ayet, kendilerini başkalarının yolunu ve sistemini denetleme ve etiketleme makamında görenlerin yetki iddiası ortadan kaldırılır. Hiçbir mezheb ideolojisi Kuran'a sarılanları yargılama yetkisine sahip olamaz. Burada son derece önemli bir ilke ortaya çıkacaktır. Bir insanın hakikat karşısındaki konumunu belirleme yetkisi kendisini dinin temsilcisi ilan eden grupların eline bırakılamaz. Hakikatin kaynağına yani Kuran'a yönelen kişiler kalabalıkların verdiği asılsız hükümleri ne olursa olsun Kuran'ın ilkeleriyle sınama cesareti gösterenlerdir. Sapkınlık ana yoldan bütünüyle ayrılmaktır. Ana yol, Allah'ın sapasağlam ipi olan Kuran ve sıratı müstakim'dir. Bu yoldan ayrılanlar 'dalalette' yani sapkın olarak nitelenir. Kuran'a sarılanları sapkınlıkla suçlayan ideolojik kitleler aslında kendi yollarının Kuran'dan saptığını bizzat kendi dilleriyle itiraf ederler. Haniflerin Kuran merkezli aksiyonları tüm ideolojik saldırıları paramparça edecek bir kalenin kurulumuna katkı sunan değerli tuğlalardır. Hakikat, gücünü doğrudan Kuran'dan ve evren yasalarından alır. Kuran'a dönenler tarihin her döneminde hakikati ayakta tutan en onurlu, en dik yani kıyam etmiş ve en metanetli duruşun temsilcileri yani 'marufu emredenler' olarak kalmaya çabalayacaktır. Hakikate bağlılık haniflerin kendi konumunu da sürekli hakikatin denetimine açmasını gerektirir. Hanif duruşun tutarlılığı bu ilkeye sadakatle ölçülür. Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.
11
18
123
2,960
Ramazan Rizelioğlu retweeted
chuffed.org/project/183780 Gazze kan ağlıyor, bizler ise umuda tutunmaya çalışıyoruz… Ben Gazze’den Hanan. İçinde bulunduğumuz tükenmişliğin derinliğini tarif edecek kelimelerim kalmadı; en temel yaşam ihtiyaçlarına ulaşmanın bile nasıl imkânsız hâle geldiğini anlatamıyorum. Yazdığım her kelimenin ardında acı var; her yakarışın ardında ise çocukları için güçlü kalmaya çalışan bir anne var. Lütfen bağış yapın ve paylaşın.🙏🙏🙏
8
42
47
1,476
Halk bu politikacıları hak ediyor. Kandırılmak isteyen halkın gözünün içine baka baka yalan söyleyenler bu toplumun hak ettiği yöneticilerdir.
Milletin emeğine, yetimin hakkına göz diken her kim olursa olsun “kol kırılır, yen içinde kalır” demeyiz; kolu kırandan da hesap sorarız. Bizim tek pusulamız vardır o da sadece ve sadece adalettir, masumun hakkıdır.
19
Emekli İsrail askerinin kan donduran itirafı: ​"Orduda eski bir keskin nişancı olarak, her gece Filistinli aileleri evlerinden edip bir odaya kilitlediğimizi ve evlerini karakola çevirdiğimizi fark ettim. Aileler kendi evlerinde su içmek veya tuvalete gitmek için bile bizden izin alıyordu. Amacın ülkeyi korumak değil, Filistinlileri kontrol altında tutmak olduğunu anladım. Bu, 57 yıldır devam eden bir işgaldir ve bir İsrailli olarak bunu anlatmak ahlaki bir görevdir." ​#EndTheOccupation ​​#GazaUnderAttack
30
379
377
3,651
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Gazze'de kaldığı çadırı su basan Filistinli babanın yakarışı... 📌"Suyun içinde boğuldum. Sizin çocuklarınız da böyle mi uyanıyor?"
692
4,322
11,444
166,807
Adam çalışıyor, sen kamerayı açıp onuru ile para kazanmaya çalışan adama yardım(!) ediyorsun, bunu da kameraya alıp yayınlıyorsun. Amacın adama yardım etmek mi kendi reklamını yapmak mı? Allah reklamını kabul etsin.
İstanbul’da bir camide Senegalli saat satıcısıyla karşılaşan genç, kendisine bir miktar para hediye edince duygu dolu anlar yaşandı: (IG: mr.mission26)
45
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Gazze’de bu sabah İsrail bombardımanı sonrası bir anne, bebeğinin gözleri önünde diri diri yanarak vefat etti.
🚨HORRIBLE: A Palestinian mother, Reem Awad, was reportedly burned alive by Israeli forces in Gaza at dawn today, in front of her daughter. May she rest in peace.
6
145
440
7,448
Bu tarz olaylarda toplumun yaptığı iyilik değil de daha çok günah çıkarmak gibi geliyor bana. Görmek isteyenin etrafında bir sürü ihtiyaç sahibi var, sosyal medyada biri gözüne sokunca " ay ben ne kadar da iyiyim" diye göstere göstere, garibanın garibanlığını kullanıyorlar.
Iyi ki iyiler var Cezayir'de yetim bir genç kıza düğün günü için ne dilediği soruldu.. Mahçup bir şekilde akşam yemeği için 2 tavuk istediğini söyledi.. Görüntüleri sosyal medyada hızla yayıldı.. Halk hediyeler gönderdi. Düğüne binlerce kişi katıldı.. Cezayir'in belki de gördüğü en kalabalık düğün oldu
32
Yapay zeka testini bile doğru anlayacak çapı olmayan adam gazeteci bu ülkede. Büyük Mücahid Sinwar diri iken de bunların ne olduklarını ortaya çıkarmıştı.
Replying to @Mustceyhun
Mal musti, bunu 1000 kişi sormuş AI olmama ihtimali oldukca yuksek çıkmış.
33
Adalet sana çalışmıyor çünkü rejimi korumakla meşgul. İşletmene çökenler yolsuzlukları, iktidarı, Erdoğan'ı eleştirse çoktan içerideydiler
Çok vahim. Ülkenin her köşesinde dip temizlik yapılırken bu cesaret şaşırtıcı. Bu sese kulak verelim.
32
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Günümüzdeki İslam neden çalışmıyor? Bir sistem nasıl işler, nasıl işlemez? Bir sistem neden işler? Neden bazı toplumlar, kurumlar veya organizasyonlar sürekli pozitif sonuç üretirken bazıları iyi niyet, doğru ilke ve yüksek ahlaki iddialara rağmen çöker veya hiç çalışmaz? Bu sorular mühendisliğin, sosyolojinin, yönetim biliminin, ekonominin ve felsefenin de temel sorularıdır aynı zamanda. İnsan zihni hayatta kalmak ve maddi değer üretmek için rasyonel aklı ve yıllar süren eğitimi bir zorunluluk olarak görür. Fakat varoluşsal yasaları ve hayati sistemi kuracak olan ilkeler için kulaktan dolma verilerle yetinir ve bu modern zihnin en büyük kategorik yarılmasıdır. Mühendislikte bir kuralı yanlış uygularsak köprü hemen çökebilir veya tıpta bir kural hatası yaparsak hasta ölebilir. Sistem bize anında bir sonuç verir. Mesleki cehaletin bedelini anında ödeyeceğimizi bildiğimiz için kendinimizi spesifik bir eğitime mecbur hissederiz. Daha hayati olan yaşamsal ilkelerin yanlış uygulanmasının bedeli ise uzun vadeye yayılan toplumsal çürüme ve sistemsizlik şeklinde ortaya çıkar. Birey hatanın bedelini o an doğrudan kendi yaşamında hissetmediği için bu alandaki uzmanlaşma mesaisini sanki tercihe bağlıymış gibi değerlendirir. Sistemin işler hale gelmesinin birinci kuralı bireysel bilginin inşası ve bu bilginin eyleme geçirici bir etki yaratmasıdır. Sonrasında parçaların nasıl birleştirileceği yani montaj aşaması ve motoru çalıştırma yani sistemi işler hale getirme aşamalarına geçilecektir. Bir uçak yüz binlerce parçadan oluşur. Hiçbir parçanın tek başına uçmak gibi bir yeteneği veya amacı da yoktur. Uçağı uçuran şey parçaların doğru amaç çevresinde birbirine bağlanarak işleyen bir sistem oluşturmasıdır ve üstelik uçağın parçalarının her birinin kendi aklı da yoktur. Aynı ilke canlı organizmalarda, ekosistemde, her türlü işletmede ve toplum düzeninde de geçerlidir. Parça ancak bütün içinde doğru ilişkiyi kurduğunda bir sistem doğar. Parçalar tek tek doğru olsa bile aralarındaki ilişki doğru kurulmazsa sistem çalışmaz. Tıpkı sinir ağları olmazsa beden parçalarının çalışamayacağı gibi. Organizmalar bir sistemin nasıl çalıştığını anlamamız için mükemmel örneklerdir. İnsan kendi bedeninde onun kontrolü olmaksızın çalışan mekanizmayı çok az düşünür. Bir bedende kalp, beyin, akciğer gibi hayati organların tek tek kusursuz olması organizmayı yaşatmaya ve işler hale getirmeye yetmez. Hayatı var eden şey bu değerli parçaların elektriksel enerji ve sinir ağları sistemi aracılığıyla birbirine doğru şekilde entegre edilmesi yani eksiksiz bir biçimde linklenmesidir. Üstelik bunun için sürekli yakıt da gerekir ve yakıt türleri de farklıdır. Sistem orkestra haline geldiğinde ve o orkestranın merkezi yönetimi inşa edildiğinde çalışabilir. Burada din alanına yaklaşabiliriz. Bir öğreti de sistem olarak doğabilir fakat zaman içinde araçları amaçlaşabilir. Başlangıçta insanı ve toplumu dönüştürmesi gereken pratikler dönüşümün ölçütü olmaktan çıkıp aidiyet göstergesine dönüşebilir. Semboller ile yerine, biçimler öz yerine, tekrarlar fonksiyon yerine geçebilir. Böylece neden yapıyoruz? sorusu asla sorulmaz ve 'böyle yapılır' şeklinde bir ön kabul doğar. Doğru ilkelere sahip olmak işleyen bir sisteme sahip olmak anlamına gelmez. Bu hayati bir yanılgıdır. Din alanında montaj aşamasına geçmeden önce çözülmesi gereken daha temel bir kriz vardır ki o da parçaların doğru tanımlanması ve kalibrasyonudur. Bir uçağın kanadını motor, sensörünü hidrolik diye etiketlersek en kusursuz montaj şeması bile o uçağı uçuramaz. Kuran ilkelerinin işleyen bir sisteme dönüşememesinin pratik sebebi yapıyı kuracak kök kelimelerin sabit anlamsal koordinatlarından koparılıp sürreel ve mistik yorumlarla boğulmasıdır. Örneğin sistemin denetim ve doğrulama mekanizmasını kurması gereken SDK kökü dilencilikle, aydınlanmanın temel inşasını ve ayakta tutulmasını gerçekleştirecek SLV kökü taklidi tapınma ritüeli ile eşleştirilirse elimizde birbirine geçmeyen hatalı dişliler kalır. Parçaları doğru inşa etmeden motoru çalıştırmak fiziksel olarak imkansızdır. Kuran'ın temel ilkeleri yani değerli yapıtaşları ancak aralarındaki mantıksal bağlar, toplumsal kurallar ve sinir sistemi ağlarıyla doğru biçimde birbirine monte edildiğinde ve Kuran ile aydınlanmış insanlar buna kolektif katkı yaptığında yaşayan, nefes alan ve fonksiyonel bir mekanizmaya dönüşebilir. Günümüzde İslam adı altında sunulan yapının çalışmamasının kök nedeni ana datanın yani Kuran'ın inşai bir rehber olmaktan çıkarılıp ezberci bir geleneğe dönüştürülmüş olmasıdır. Hatta daha da acısı Kuran'ı kimsenin bilmemesi, önünde de rivayet, fıkıh, mezhep ve tarikat gibi bariyerler olmasıdır. Modern tıpta bunun çok önemli bir karşılığı vardır. Bir tedavinin bilimsel olarak işe yaradığını bilmek onun hastanelerde gerçekten uygulanacağı anlamına gelmez. Bu nedenle uygulama bilimi diye ayrı bir disiplin doğmuştur. Şuan uygulanan İslam da hastayı ölüme terkeden atıl ve hatalı bir sistem hatasıdır. Kişi mesleğinde bir inşa edicidir ve inşanın yapısal bilgi gerektirdiğini bilir. Kuran karşısında ise kişi kendini eylemsiz bir aidiyet alanında konumlandırır. İşleyen bir sistemin var olmamasının diğer bir nedeni bu aktif inşa sorumluluğunun tamamen reddedilmiş olmasıdır. Çünkü geleneksel din algısı yönetici sınıfı dinin dışına itip ritüelistik tapınmayı da din diye pazarlamıştır. Bir yazılım dilini, tıp terminolojisini veya ticari bir mevzuatı öğrenirken bunun kök mantığını ve yapıtaşlarını kavramalıyım diyerek yıllarını veren zihin konu Kuran ilkeleri olduğunda madem ilahi bir mesaj, okuduğum an çaba harcamadan anlamam gerekir argümanına sığınır. Burada Kuran'ın apaçık olması 'zahmetsiz ve emeksiz elde edilebilir' olmakla karıştırılmaktadır. Kişi kendi bilişsel tembelliğini Kuran'ın doğasına fatura ederek zihinsel mesai harcamaktan kaçar. Çevirmenler de bu hatalı anlama çanak tutarlar. Bir harita da apaçık olabilir ama sembollerini bilmeden okunamaz. Kariyer ve meslek sürekli güncellenen, gelişen, veri toplanan ve emekle inşa edilen dinamik bir süreç olarak kodlanır. İlahi ilkeler ise kişinin zihninde geçmişten gelen, üzerinde çalışılması gerekmeyen ve sadece ait olunarak yaşanacak statik bir miras olarak konumlanır. Bu yaklaşım Kuran ilkelerinin aslında işleyen pratik bir mekanizma kurmak için gönderildiği gerçeğini de yok eder. Parçaların birleşip bir uçak oluşturacağı fikri kaybedildiğinde, o parçaların nasıl çalıştığını öğrenme ihtiyacı da ortadan kalkar. Demek ki insanlığın sorunu çoğu zaman doğru bilgiyi üretmekten sonra başlıyor. Bilgiyi davranışa, davranışı kurala, kuralı kuruma, kurumu da sisteme dönüştürmek insan aklının aslında zaten çoktan keşfettiği ama bir türlü 'din alanına' uygulayamadığı doğruluğu ispatlanmış bir uygulama türüdür. Adalet hakkında konuşmak kusursuz adalet sistemi kurmak anlamına gelmez. Kuran üzerinde ciddi biçimde çalışanların sayısı artsa bile bu kendiliğinden işleyen bir sistem üretmez. Çünkü sistem kurmak ayrı bir uzmanlıktır. İlkeyi keşfetmek başka, onu hukuk, ekonomi, eğitim, kurum tasarımı, denetim ve teşvik mekanizmalarına çevirmek başkadır. Kuran ilkelerini çağdaş sistemlere nasıl dönüştürürüz? sorusu etrafında disiplinlerarası kurullar, araştırma merkezleri, prototip kurumlar, performans ölçütleri ve profesyonel kariyer alanları oluşmamıştır. Bilgi üretiminin mesleki altyapısı zayıfsa alan kolayca vaaz, masal, polemik ve aidiyet üretimine çekilir, sonra da hurafelerle zehirlenerek işlevini yitirir. Sistem üretmeyen, hayata müdahale edecek mekanizmaları kuramayan her öğreti sosyolojik olarak ölüdür. İslam bugün ölüdür. Belki Kuran merkezli düşüncenin önündeki en büyük eşik de buradadır. Okunan ilkeleri test edilebilir, uygulanabilir, ölçülebilir ve geri bildirim üretebilir sistemlere dönüştürmek. Kuran kavramlarının her biri birbirine bağlanması gereken ve 'sistemi' var eden aerodinamik parçalardır. Bu İslam uçağını kaldırmak için motor mu, yakıt mı, kanat mı yoksa vida mı, hangi parça olacağımızı keşfedip sisteme entegre olabilme yetisini gösterebilecek miyiz? Bir fikrin hayatta olup olmadığını onun hakkında kaç kişinin konuştuğu mu yoksa dünyada neyi değiştirebildiği mi gösterir? Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.
15
14
119
4,213
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Mekke muhafazası adı altında İsrail’e desteği meşrulaştırma ve Yemen-İran hattına karşı jeopolitik cephe kurgulama çabasındakilere bir kaç hatırlatma yapmakta fayda var: - Mekke zaten Suud hanedanlığı işgali altındadır. Mekke evrensel bir İslam beldesi olmaktan çıkarılmış, tek bir ailenin yani Suud hanedanlığının mülkü haline getirilmiş ve onların siyasi ve ekonomik tekelinde bir şehre dönüştürülmüştür. - Mekke zaten parası olmayanın giremeyeceği süper lüks bir din turizmi mekanına dönüştürülmesi ile kapitalizmin işgali altındadır. Mekke nitelik olarak fahiş fiyatlı turistik gezi merkezi durumdadır. Kabe bugün etrafını saran devasa gökdelenler, lüks oteller, tur şirketleri ve alışveriş merkezleriyle kapitalizmin işgali altındadır. - Mekke zaten Kuran’daki Hacc’dan tamamıyla koparılarmak ve suni ritüelistik tapınmaya mahkum edilmek suretiyle zihinsel bir işgal altındadır. Kuran’ın emrettiği Hacc müslümanların ileri gelen fikir adamları ve uzmanlarının yılda bir kez en az üç ay süre ile bir araya gelip küresel sorunları, siyasi, ekonomik ve sosyal meseleleri Kuran ilkeleri çerçevesinde tartışmaları gereken evrensel bir kongredir. Adaletin tesis edildiği aktif bir eylemdir. Bugün uygulanan Hacc ise tamamen şekilsel ritüellere indirgenmiş, milyonlarca insanın bir araya gelmesine rağmen hiçbir sorununa tek bir çözüm üretemediği reel dünyadan ve bilinçten koparılmış turistik bir ritüele dönüştürülmüştür. Mekke zaten işgal altındadır, o halde bu işgal politikasını korumak için mi ittifaklar imzalanmıştır? Hem de Yemen’e karşı..
48
127
535
17,610
Haramlık açısından da hırsızlık ile zorla baş açma farkı nedir? Gerçekten ben de merak ediyorum, hırsızlara dokunulmuyor ses çıkmıyor, Azerbaycan baş açıyor başlıyorlar konuşmaya rejimin belamları
Azerbaycan’da başörtüsü yasağı bayan öğretmenleri de içine alacak şekilde genişletildi. Gerçekten merak ettiğim için soruyorum: Farziyet açısından namaz, oruç, hacc… ile başörtüsü arasında fark olmadığı halde onlara dokunmayıp başörtüsünü yasaklamanın nasıl bir mantığı olabilir? Yoksa ilerleyen zamanlarda Azerbaycan’da namaz vb. hakkında da benzer bir yasak bekleyelim mi?
39
O zaman: Çalışmayan CHP'li belediye yoktur çalıştırmayan iktidar vardır.
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesinin ardından İzmir’e yapılması planlanan öncelikli yatırımlar belli oldu. 📌 Çevre Yolu: Projenin 2027 Yılı Yatırım Programı’na alınması planlanıyor. 📌 Otogar–Halkapınar Metrosu: Projeyi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı üstlenecek. 📌 İZBAN: Hattın kuzeye uzatılması için çalışma başlatılacak. 📌 Körfez: İzmir Körfezi’nin temizlenmesi için Bakanlık hızlı adım atacak. 📌 Çöp Tesisi: İzmir’in uzun süredir gündemindeki çöp tesisi sorununa kısa sürede çözüm açıklanacak. 📌 Trafik: Kent içindeki trafik sorununa yönelik Karayolları ile ortak çalışma yürütülecek. 📌 Belediye Maliyesi: Bekleyen kredilerin onaylanmasıyla Büyükşehir Belediyesi’nin mali yapısının rahatlaması hedefleniyor.
27
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Beş gün içerisinde iki hesabıma erişim engeli getirildi. Yetkililer bu kadar sıkı çalışırlardı borsada bacılar olayı yaşanmazdı. Lütfen yeni hesabımı duyurmama yardımcı olun.
22
248
672
42,545
"Çok açık söylüyorum" demiş ama hiç de açık söylememiş. "Sorsana FBS neden tutuklanmadı" diye?
Kriz derin. Krizi darbe girişimi, operasyon olarak nitelemek tembellik, halka tepeden bakma ve halkın zekasını aşağılamadır. Krize bizim ortaya çıkardığımız iklim sebebiyet verdi. Sorumluluğun tamamını üstlenme cesaretimiz olmalı. Bu krizi ne CHP ne YP ne dış güçler çıkardı. Kriz bizim çocukların öz krizi. Yüzde yüz yerli. Önce bu özgüvenli özeleştiriyi yapıp, kimsenin gözünün yaşına bakmamak esas mesele. Yok o onun oğlu, aman bu hareketin ilk zamanından beri burada, yok buna dokunmayalım... Çok açık söylüyorum, bazı abileri, ablaları, kardeşleri kayırarak yürürsek sandık hazin olur. Krizi fırsata çevirme ve temizlenme zamanıdır. Biraz cesaret... Millet bunu istiyor.
34
Yandaşlar tarihlerinin en zor günlerini yaşıyor. Mızrağı çuvala sığdırmaya çalışıyorlar
Fatma Betül Sayan Kaya parayı iade etti mi etmedi mi? Yeni iddia 'etmedi' şeklinde! Şaka mı bu? Millet haklı olarak tutuklanmamasına bile tepki gösterirken! Ettiyse, dekont paylaşılır olur biter! 'Etmediyse' demek bile istemem!
40
Ramazan Rizelioğlu retweeted
Şu yazımın soktuğu hançer bu. Çıkarmayacağım 🔪
📍Nene Hatun’un İki Hikâyesi: Vatan Yahut Milyonluk Fon 🖇️"Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesinin yıllar içinde devletin ve siyasetin yüksek katlarında sahip olduğu mevkilere, kendisine verilen itibara, açılan kapılara baktığımda başka bir soru sormadan edemiyorum: Bütün bunlara rağmen insanın daha neye ihtiyacı olabilir? Makamınız olmuş, bakanlık yapmışsınız, iktidar partisinin en üst yönetiminde bulunmuşsunuz, kardeşlerinizden biri devletin en önemli kurumlarından birinin başına gelmiş ve bakan yardımcılığı yapmış, bir diğeri büyükelçiliklerden büyükelçilik beğeniyor… Memleketteki milyonlarca insanın ömrü boyunca yaklaşamayacağı kadar büyük siyasi ve bürokratik imkân ailenizin hayatından geçmiş… Daha ne bekler bir insan?" ✒️Şule Demirtaş (@regine_olsene) 🔗Yazının tamamını okumak için: ekopolitik.org.tr/makale-det… #Ekopolitik
12
72
485
33,642
Erdem Atay, Tanrı'nın yürü ya kullarım dediği müthiş aileyi tanıtıyor. Torpilleri büyük yerden... #TuzluKahve @medreyata
33