#BIGCH 2. çeyrek yatırımcı sunumu ve toplantı notlarında yönetimin beyan ettiği birkaç konuyu detaylı incelemekte fayda görüyorum.
Şirket yatırımcı sunumunun 7. sayfasında "Fiş ve ziyaretçi sayısındaki gerilemeye rağmen, enflasyonun altında yapılan menü zamlarına karşın ortalama fiş tutarındaki (sepet ortalamasındaki) yükseliş restoran gelirlerindeki büyümeyi desteklemiştir." şeklinde bir açıklama girmiş. Analist toplantısında da bu durumu vurgulamış: "Yönetim, bu artışın enflasyon üzeri menü zammından kaynaklanmadığını, menü fiyat artışlarının enflasyonun altında kaldığını, düşük tutarlı ara saat fişlerinin azalmasıyla sepet kompozisyonunun değişmesinin ortalama fişi yukarı taşıdığını vurguladı." (Kaynak: Fintables)
Bunun doğruluğunu bir test ederek başlayalım.
En güncel menülerin 2025 vs 2026 fiyatlarını karşılaştıralım. Şirket mevsimsel menü değiştirdiği ve değişimlerde de ürün ekleyip çıkardığı, bazen ilgili ürün içeriklerinde de revizeler yaptığı için büyük oranda sabit kalan ürünlerden bir sepet yapalım (Big Big burger, margarita pizza, tavuk schnitzel, beğendili köfte, sufle, cheesecake, çay, türk kahvesi...) Menülerin Link:
scribd.com/document/94023363…
Bu sepetteki fiyat artışlarına bakınca şirketin beyanı yerinde görünüyor. Enflasyon altında, ortalamada %20-25 arası bir fiyat artışı var.
Şimdi 1Ç sonuçlarının açıklandığı döneme gidip o döneme etki eden menülerin fiyatlarını aynı sepetle karşılaştıralım. Menülerin link:
scribd.com/document/84563405…
Sepetteki fiyat artışları %60-70 arasına tekabül ediyor. Enflasyonun epey üzerinde.
Yani şirketin beyan ettiği tarihte geriye dönük 12 aylık fiyat artışlarına bakarsak dediği doğru ama burada önemli bir nüans var.
Fiyat artışlarında geçmiş dönemden bugüne taşınan kümüle etki (carry over). Şöyle somutlaştırayım, sizin ürününüz 100 TL ve enflasyon %50 sabit alalım. Yıl içerisinde %100'lük fiyat zammı yapıyorsunuz ve ürününüz 200 TL oluyor. Sonraki mali yıl için sadece %10 zam yapıyorsunuz ama %100'lük baz üzerinden %10 yaptığınız için aslında bir önceki dönemden taşınan enflasyon üzeri fiyatlamanın etkisi de hala devam ediyor.
Bu ne anlama geliyor, şirket ilgili dönemde ürünlerine enflasyon altı zam yapmış olarak görünse de aslında cirosunu diri tutan carry over kaynaklı fiyatlama etkisi. CEO Altan Bey ex-CCI, onlar buna cycling impact der.
Peki şirket fiş sayısı, ziyaretçi sayısı düşerken enflasyon altında fiyat aldığını da belirtmesine rağmen ciroyu yukarıda tutan etkiyi nasıl açıklıyor? "düşük tutarlı ara saat fişlerinin azalmasıyla sepet kompozisyonunun değişmesi" yani mix ile.
Gelin bir de bunu inceleyelim.
Günü temelde üç öğüne bölelim. Fiş tutarının büyük olduğu ana öğünlerin kendi içindeki ağırlığı geçişeceği için kahvaltı-öğle-akşam saatlerini bir grup yapalım ve bu saatler toplam cironun %80'ini oluştursun. Geri kalan %20 ise ara saatlerin payı olsun.
#BIGCH markası altında H1'26 için ortalama fiş tutarı 1770 TL. Ara öğünlerin fiş tutarı bunun yarısı kadar (~bir kahve bir tatlıya denk) diyelim. Markaya ait fiş tutarı paylaşılmadığı ama zaten toplam gelirin %92'sini oluşturduğu için toplam fiş tutarını markaya ait kabul ediyorum (zaten değişen bir şey olmayacak).
Bu durumda ara öğün sepet kompozisyonunun değişip %20'den %10'a düşmesi 200mn TL gibi bir tutara denk geliyor. Daha majör bir hareket yapıp %25'ten %10'a düşürün, ki bence önceki bile büyük bir değişim. Yine toplam brüt hasılat (5mlr TL+) içerisinde açıklayıcı bir paya sahip olmuyor (<%5). Dileyen markanın gelirine paralel %92'lik pay üzerinden fişi adetlerini oranlasın ya da ana öğün ara öğün oranlarını +-10% değiştirsin, yine açıklamıyor.
Velhasıl şirketin cirosunu diri tutan esas etken, düşen fiş adet tutarı ve enflasyon altında artırılan ürün zamlarına rağmen hala carry overdan gelen fiyat etkisi.
Neden bu kadar üzerinde durduğumu da kısaca açıklayıp yazıyı bitireyim. Şirket toplantıda şu ifadeyi kullanmış: "Maliyet optimizasyonundan elde edilen kazanımın fiyat tarafında geri verilmesinin planlanmadığı ve zam politikasının enflasyona paralel sürdürüleceği ifade edildi."
Buna göre ileriye dönük iki senaryo çizelim. Big big burgeri baz alalım -çünkü buradan bir yere de değineceğim-, güncel fiyat 725 TL. Bir yıl sonra %25 TÜFE senaryosunda 905 TL gibi bir fiyat noktasına oturturlar. Bakın burada her gelir düzeyinden vatandaş var. Alacağınız zammı da göz önüne alarak, gelecek yıl 905 TL'ye hamburger yer misiniz? %20 yapalım, 870 TL. Yer misiniz?
İşte fiyatlamanın çıkmazı burada. Sizi bir noktaya kadar kurtarır, marjınızı yukarı çeker fakat sürdürülebilirliği VMP içerisinde en zor olanıdır. Arkasında güçlü bir marka ve(ya) hizmet kalitesi ister. İkna talep eder.
Ben şirketin iç datasını bilmiyorum. Buradan da şöyle böyle demek asla haddime değil. Zaten yönetim işini fazlasıyla bilen insanlardan oluşuyor. Fakat talebin hızlı servis restoranlara kaydığı belirtilirken bu talebi kaydıranların bir noktada da ful servislerin olduğunu söylemek gerekir.
Aynı şekilde fiyat noktalarında doğal olarak kanıtlayamayacağım ama sezgisel olarak verimsizliklerin (özellikle price ladderlarda) olduğunu söyleyebilirim. Bakınız bu yılın 6 ayında 2.69mn adet fiş kesilmiş, geçen yılın aynı döneminde bu 2.93mn adet. Arada 240bin adet fark var, LFL'de durum daha da kötü. Bunu salt bir şekilde "talep daralıyor" diyerek açıklamak bana kalırsa mümkün değil.
Mesela burada yönetim, gelirlerdeki artışın kârlılığa daha güçlü yansımasının büyümenin kalitesini artırdığına dair bir beyanda bulunmuş (4. görsel)
Bunu baz alıp şirket özelinde değil, genel olarak konuşayım. Türkiye dinamiklerinde, büyüyen bir hızlı tüketim & perakende pazarında marketi penetre ediyorsan büyümenin kaliteli olduğunun esas göstergesi hacim büyümesine eşlik eden stabil marjlarla anlaşılır.
Fiyatlamadan gelecek kârlılık büyümesinin bir tavanı vardır, o noktaya yaklaştıkça hareket alanın daralır. Sanılanın aksine bu kanaldan gelecek marjin genişlemesi, uzun vadede şirket aleyhine olması muhtemeldir. O yüzden bu koşullarda müşteri edinimi > müşteriyi sağmak.
Sen pazarın ciddi bir kısmına sahipsindir, ürünün ultra-premiumdur ya da niş bir kitleye hitap ediyordur o zaman ayrı.
Mesela ben Züber'e shadow p&l çalışmıştım -tamamen kendi merakımdan-, kârlılık beklentimin çok üzerinde geldi (top line için konuşuyorum). Sonra çevremdekilere sordum ve herkes sevdiğini ama çok pahalı olduğu için artık almadığını söyledi. Bu küçük örneklemden yola çıkarak şirketin hacim büyüme hızının yavaşladığına (one-off etkiler hariç) hatta belki de düştüğüne dair bahse girerdim.
Gelin görün ki yöneticiler bunu çok dert etmiyor, ilgili dönemde dipte ne kadar bıraktığına bakıyor. Nedeni ise basit, kolay olması. Hacim & adet artırmak demek uçtan uca operasyonel bir efor gerektirirken fiyat geçmek herkes için kolay olandır, hele ki böyle bir ortamda.