Neyin peşindesin Aliyev?
Ya o kayıktan kendin inersin ya da kayığın sahibi İsrail seni indirdiğinde bir daha binecek bir kayık bulamazsın.
Türkiye alttan aldıkça ve "Aman kardeşliğimiz bozulmasın, düşman sevindirmeyelim" dedikçe Aliyev, kendisinde bir marifet veya kudret varmış gibi rollenip olayı iyice tırmandırmaya çalışıyor.
Bazıları, "Türkiye de Azerbaycan'daki zirveye Dışişleri Bakanı düzeyinde katıldı" diyor. Fakat durum öyle değil. Azerbaycan'daki zirve çok da önemli olmayan bir zirveydi ve diğer ülkeler de Devlet Başkanı düzeyinde katılmadı.
Türkiye'deki zirveye diğer ülkeler lider düzeyinde katılırken bir tek Aliyev gelmedi. Üstelik Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) dönem başkanlığı Azerbaycan'dan Türkiye'ye devredilirken bunu yaptı.
Oysa Oktay Saral bahanesi de elinden alınmıştı. Türkiye ilişkiler bozulmasın diye her zamanki ağabeyliğini gösterdi ama Aliyev kardeşliğini göstermedi.
Hem başörtüsü konusunda haksız bir uygulama yapacaksın hem de sosyal medya eleştirilerini bahane edip tarih boyunca 'öz kardeş' dediğin ülkeyle köprüleri atacaksın.
Burada önemli bir ayrıntı var. İki ülkenin arasının bozulmasını açıkça İsrail destekliyor ve kışkırtıyor. Buna da en çok Aliyev hizmet ediyor. Bağımsız bir devletin kendi milli çıkarları söz konusu olur, her ülkeyle arası bozulabilir. Fakat böyle bir durum da söz konusu değil.
Aliyev neyin peşinde?
Yaptıklarının tek açıklaması, İsrail'den sufle almasıdır. Aliyev, İsrail'den nasıl bir söz aldı? Asıl soru bu! İran'ın parçalanmasıyla Azerbaycan'ın toprak genişletmesine izin verileceğini sanıyorsa büyük yanılıyor. Çünkü Türkiye'siz Azerbaycan, mermisiz tabancaya benzer. Dümdüz olmuş bir İran'la bile baş edemez tek başına.
İsrail'in kayığından hayır gelmeyeceğini görmeyen bir Türk devleti, hem yalnızlığa hem de yenilgiye mahkumdur.
Aliyev ya o kayıktan kendi iner ya da İsrail kayıktan indirdiğinde bir daha binecek bir kayık bulamaz.