Atatürkcü, Laik, Cumhuriyetci, Vatansever CAGDAS BIR TURK KADINI 🇹🇷Haksızlığın önünde eğilmeyin, Çünkü hakkınızda beraber Şerefinizide kaybedersiniz.Hz. Ali✌️

Ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben özgürlükçüyüm. Ben Bağımsız Türkiye'den yanayım. x.com/mahsunibyk/status/7054…
422
1,557
5,347
DENIZ retweeted
VAR AMA YOK!!! Koca koca camilerimiz var, **ama ahlak yok!** Adım başı devasa hastanelerimiz var, **ama randevu yok!** Mükemmel adliyelerimiz var, **ama adalet yok!** Cennet gibi tatil beldelerimiz var, **ama imkan yok!** Her mahallede okul var, **ama eğitim yok!** Kat kat lüks sitelerimiz, devasa rezidanslarımız var, **ama huzur yok, kapısını çalacak komşuluk yok!** Yüzlerce televizyon kanalımız, kuantum hızında internetimiz var, **ama ekranlarda ahlak yok!** Herkesin elinde en son model akıllı telefonlar var, **ama birbirinin yüzüne bakacak dürüstlük yok!** Tarihin en yüksek okur-yazar oranına sahibiz, herkes diplomalı; **ama doğru ile yanlışı ayırt edecek insan kalmadı!** Milyonlarca üniversiteli işsizimiz var, **ama sektörlerde çalıştıracak insan yok!** Maddiyata, betona, paraya kavuştuk; hepimizin altında arabası, başını sokacak evi oldu. **Ama hiçbir şeyi olmayan anne-babalarımızın yaptığını yapamadık; bir nesil yetiştiremedik!** Kürsülerden "Ülkeye çağ atlattık" diye övünüyorlar; **ama kendi yetiştirdiğimiz gençlik ülkeden kaçmak için fırsat kolluyor!** Geleceği emanet edeceğimiz o evlatları anlamak yerine, **"Z kuşağı" diyerek aşağılamaktan öteye gidemedik!** Bu kadar yokluğun, bu kadar çelişkinin bir nedeni olmalı... Demek ki **dert edinen yok!** Dr Şeref Menteşe
5
10
358
DENIZ retweeted
youtube.com/watch?v=jRSypYX8…... Dil belasına müptelayım / Sen benim sözüme aldırma Varlık bahçesinde fenayım / Açmış çiçeğimi soldurma Merhem olmayacaksan sarma / Çare bulmayacaksan sorma Git kalmayacaksan hiç durma / Kırgın sinemi boşa yorma Ezel aynasında bir düştüm / Tatlı uykumdan uyandırma Yansın sine-i parem tütsün / Külümü yabana savurma Merhem olmayacaksan sarma / Çare bulmayacaksan sorma Git kalmayacaksan hiç durma / Kırgın sinemi boşa yorma Meftun yüreğim intizarda / Sen benim gülüșüme kanma Ayaklarım zincirle bağlı / Mecnun aklım yine firarda Merhem olmayacaksan sarma / Çare bulmayacaksan sorma Git kalmayacaksan hiç durma / Kırgın sinemi boşa yorma Mebrure / "Dil Belası" Söz ve Müzik: Elif Bütünay #Mebrure #DilBelası #ElifBütünay
2
6
292
DENIZ retweeted
Bilge Karasu, ölümünden sonra yayımlanabileceğini düşündüğü metinleri Füsun Akatlı'ya teslim etti. Okunacak, taranacak, ayıklanacak, bazen yeniden inşa edilecek bir bavul ve irice bir seyahat çantası dolusu "yazılı kağıt"... Akatlı'nın iki buçuk yıllık titiz çalışmasının sonucunda iki kitap çıktı ortaya: Lağımlaranası ya da Beyoğlu'nda "anlatı" ya da "kurmaca" genel kategorisi içerisinde yer alması uygun olacak metinler toplandı; Karasu'nun yazdığı bir radyo oyunu ile iki opera librettosu da bu yapıta eklendi. Diğeri, Öteki Metinler se denemeler, metinler, notlar, günlüklerden oluşuyor ve ortak paydaları "öteki" kavramı üzerine temellenmeleri. Füsun Akatlı, şunları söylüyor: "Tek kaygım; o titizlikte, o kılı kırk yarıcılıkta, o rafinelikte bir yazarı (ve bir insanı), kendisinin içine sinecek bir kılıkta okur karşısına çıkarabilmek oldu... Gerek karşılıklı konuşmalarımızda, gerek mektuplaşmalarımızda metinlerle ilgili olarak belirttiği kaygıları dikkate aldım. Bilge Karasu'nun yazar kimliğine ve ‘yazı'sına olan aşinalığımın ve bağlılığımın yanı sıra; onun tamamlayıp son biçimini verecek vakti kalmadığını gayet iyi bilerek, bütün yazı, not, müsvedde hatta karalamalarını bana emanet etmesinden güç aldım.'' Bu iki kitapla birlikte, dilimizin bu seçkin ustası ve tüm yaşamını yazıya, yazına, dile, düşüne adamış bu çok özel insan, 65 yıllık ömrünün bitiverdiği yerde bırakabildiği on bir kitap ile okuruyla karşı karşıya kalacak. Zaten onun istediği de bundan başka bir şey olmazdı. Notları alınmış, tamamlanmadan kalmış, çok düşünülmüş, tasarlanmış, azı yazılmış bütün yazıları için: ‘Gün battı, yazık, arkalarında!' diyen benim. O, bunu bile demezdi."
11
19
1,059
DENIZ retweeted
ADALET AĞAOĞLU, 23 EKİM 1929, NALLIHAN, ANKARA, 14 TEMMUZ 2020, İSTANBUL, 6. ÖLÜM GÜNÜ YIL DÖNÜMÜNDE SAYGI, SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ... Değerli yazarımız Adalet Ağaoğlu'nu ölüm yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz... Seninle bir deniz kıyısı özlüyorum. Yaz bunu… Arkasından baktım. Sevdadan ezilmiş değil, sevgisinden büyümüş bir gidişi vardı. Sevmek anlamak mıdır? Anlamak hoş görmek midir? Hoş görmek yok olmak mıdır? İnsanın, yaşamında, hoşnut edilmeye değer üç beş kişinin kalmış olması az şey midir? İnsan krepon kâğıdından kanatlar takınca kelebek olduğuna inanır. Hem canım, bazen birine sevdalanırsın. Niye sevdalandığını bilir misin? Dünyada ondan güzeli yokmuş gibi gelir adama. Dünyada ondan iyi huylusu yokmuş sanırsın. Yıkma beni. Bu benim kaçıncı kez serilip doğruluşum. Kaçıncı kez, tam oluyor derken yaya kalışım… Sen insanları seviyor musun? Kim, durup dururken, evet, ben insanları seviyorum, diyebilir… Hepimiz pekiyi biliriz ki, her birimiz en yakınlarımızdan bile ne kadar uzağız. Bir adamın fikrinde iki ince gül birden olmaz. Birinin suyunu öteki, ötekinin suyunu beriki çalar. Ne biri onar, ne öteki. "Adalet Ağaoğlu" #ölmeyeyatmak #roman #fikriminincegülü #ruhüşümesi
5
16
418
DENIZ retweeted
“Haluk Levent’e ‘Haluk, yine kumara başlamışsın. Demek ki senin sözlerinin bir manası yokmuş. O zaman Ahbap Derneği’ne yapılan bağışlar da tehlikede. Sen bu derneğe halka, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere bağış toplarken bize gelip kumarı bıraktığına dair yeminler etmiştin. Derneği de düzenli olarak denetleteceğine söz vermiştin. Derneğin internet sitesinde denetleme ve mali durumla ilgili hiçbir bilgi yok. Bu denetim raporlarını bizimle, sana bağış yapan milyonlarla paylaş’ dediğimde içimdeki ağır şüpheye rağmen senin bu hesabı kuruşu kuruşuna vermeni, ‘Abi, işte harcadığımız her bir liranın hesabı burada’ diye ortaya çıkmanı istiyordum. Öyle olmadığını hissediyordum, hatta öyle olmadığından emindim ama yine de senin adam olduğuna dair bir umut beslemek istiyordum. Haluk Levent’in müthiş bir kumar bağımlısı olduğunu bilmeyen yoktu ama bir yanda da iyi bir insan olduğu konusunda da şüphe yoktu. İçinde Dr. Jekyll-Mr. Hyde çatışması vardı aslında. İyilik yapmayı seven Haluk ile kumar bağımlısı Levent. Bir yandan kumar borçları yüzünden defalarca kısa süreli de olsa hapse girmiş, sahneden kazandığı milyonları yok etmiş, bir o kadar da borç batağına saplanmış bir zavallıydı. Diğer yandan da ihtiyacı olan herkesin yardımına koşmaya çalışan iyi kalpli bir adam. Bu yüzden kendisine hep mesafeli durdum. 2023 Maraş Depremi oldu. Orman yangınlarında olduğu gibi Haluk Levent yine öne çıktı. Kızılay’a ve devletin kurumlarının deprem sırasındaki yetersizliklerine öfkeli olan halk Haluk Levent’in Ahbap’ına bağış yağdırmaya başladı. Bu dönemde kendisini defalarca açıkça uyardım. Her seferinde ‘Abi, merak etme. Hem devlet denetliyor hem de uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarına kendimizi denetleteceğiz. Düzenli rapor yayınlayacağız’ dedi. İktidar kanadından eleştiriler gelmeye başlayınca, hemen o tarafa yanaşmaya çalıştı. Bakanlıklarla çalışmaya başladı ya da öyle bir intiba oluşturdu. Sonra ortada görünmez hale geldi. Birkaç kendisini arayıp, hesaplarını anlatmak ve halkı aydınlatmak üzere programa çağırdım. Hep ‘Sonra abi, sonra abi’ dedi. Arada birkaç iktidara yakın kanala çıktı. Bir şeyler anlattı. Doğrusunu isterseniz kendini unutturdu demek daha doğru. Geçen ay bir karşılıksız çek davası ile gündeme gelince ‘Hesap ver’ dedim. Yine mugalatayı seçti. Birkaç hafta içinde de rezalet patladı. İddialar korkunç, buharlaştığı söylenen, kumara aktarıldığı söylenen, şahsi hesaplara kaydırıldığı söylenen paralar dehşet verici. İyi de sonuç olarak bu dernek ve denetime tabi. Devletin ilgili kurumları ne yapmış bugüne kadar? Derneklerin denetimi İçişleri Bakanlığı’nın ve Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü adı altında yeni sayılabilecek bir kurumun yetkisinde. Bunca yıl bunlar ne yapmışlar? Haluk Levent’i elbette yargılayalım. Hem de toplumun güvenini kötüye kullanmaktan, her bir Türk vatandaşı ya da en azından her bir bağışçı için teker teker mahkum edelim. İddialar doğruysa suçu gerçekten çok büyük. Bir toplumun tüm inancını, güvenini tek başına yıkan bir utanmaz olarak lanetleyelim. Ama işini yapmayan kamu yöneticilerini de ıskalamayalım. Onlar da az buz suçlu değil.” Fatih Altaylı
1
7
31
1,479
DENIZ retweeted
ÖZGÜR ÖZEL'DEN DAVET CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankaralıları bugün saat 19.00'da Kuğulu Park'tan Çankaya Belediyesi'ne düzenlenecek yürüyüşe davet etti. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yürüyüşün "Çankaya'nın iradesine sahip çıkmak" amacıyla gerçekleştirileceğini belirten Özel, iktidarın uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Özel açıklamasında, "Siyasi kumpasları Başkent Ankara'mıza taşımak isteyenlere karşı yürüyoruz. Seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmak için egemenliğin sahibi olan milletimizle yürüyoruz" ifadelerini kullandı. İktidarın rakiplerini yargı yoluyla etkisiz bırakmaya çalıştığını savunan Özel, "Rakiplerini hapse atarak engellemeye çalışan bu yozlaşmış kara düzeni reddediyoruz. Milletin coşkun akan selinin karşısında hiçbir güç duramayacak" dedi. Yürüyüşün bugün saat 19.00'da Kuğulu Park'ta başlayıp Çankaya Belediyesi önünde sona ermesi planlanıyor. CHP yönetimi, tüm yurttaşları yürüyüşe katılarak seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmaya davet etti. Sedat Kaya..
1
4
24
511
DENIZ retweeted
KILIÇDAROĞLUNU İYİCE DİNLEYİN BAŞTAN SONA DİNLEYİN. TUTARLI BİR TANE AÇIKLAMASI YOK. BİRİNCİSİ HANGİ SİYASETÇİ GÖZALTINA ALINSA BENİM PARTİMİN ADAMI DİYİP İNSAN ARKADAŞLARINI SAVUNMAZ MI? İKİNCİSİ DEVAMLI AYNI LAF DELEGELERİ PARA İLE SATIN ALMIŞLAR DİYOR, BU İSMİ GEÇENLERİN ÇOĞU HAPİSTE 1,5 YILDIR SANA AKLI VERENLERLE ANLAŞSALARDI ZATEN SORUN KALMAYACAKTI SANA DA GEREK KALMAYACAKTI.
5
23
411
Bilmek` istemeyene öğretemiyorsun O zaten bilgi şürekasıdır Gelir sana akıl verir,, Hep ya sabr Her gün daha çok sabîr İhsanı isteye isteye Geçiyor günlerimiz Yoksa delireceğiz, Bilmediğini de bilmiyor Sanıyor profesör öyle de iddalı` Cahiliye devrin de bile yoktu Buncası> İnternet çağîn da bilgi elinin altın da Lakin aramayı bilmiyor Görse bile inanmıyor Reddediyor İnkar da dayatıyor> Oysa #siyasal İslam Yalan tefrikası Çevir çevir okunası,! Da Ahh öğretilmiş cahillik izin vermiyor Yoksa nasıl nemalanacaklar Uçsuz servetlerini edinecekler. Bakara makara tayfası Hele bir halidiye kolu var ki Direk cennet mezuniyetli Ahhhh akıll Nolur biraz çalış. . . .❗❗. . .
1
140
Benim japon hocamın bir lafı vardı: ‘Acını terbiye et.’ Acıyor mu, acıyor, acını terbiye et ve bu işi yap. Vücut dayanmıyor artık, gövde tükeniyor ve sen yanıyor musun? Yanıyorsun, boşver, devam et sen. Bu nedenle ben hep mutluydum. Biz acıyı bal eyledik dostum! Tuncel KURTİZ Anısına Saygıyla……
3
109
Butlan KeMAL dan inciler😅 Tıpış tıpıştan, paşa paşaya , ilerleme var.
2
79
DENIZ retweeted
İktidar ortağı Ulusalcı Doğu Perinçek diyorki.. “AK Parti bu politikalarla FETÖ’leşiyor. NATO’laşmak FETÖ’leşmektir.” Bu Ulusalcı Aydınlık Grubu AKP'den daha az ihanet içinde değil, bakın Soner Yalçın Doğu Perinçek Sinan Oğan Kemal Kılıçdaroğlu vd. hepsi Saray'ın güdümünde hizmetçi hepsi herşeyi biliyor, NATO ABD 15 Temmuz herşeyi... Benim bildiğim ABD NATO Dış Güçler işi asla şansa bırakmazlar, acelede etmezler 23 yıldır şahitsiniz... FETÖ sadece zamana oynamaktır, FETÖ sadece Toplumu oyalanmaktır.. Asıl mesele BOP meselesinin gündeme gelmeden yürürlüğe koymaktır.. FETÖ senin Babandır demedikten sonra bu iş çok zor.. *** NATO ile işbirliği içinde bulunacaksın F-35 KAAN Motorları ABD'den alacaksın sende Ummetin Lideri olarak "İslam Birliği" kuracaksın Ümmeti birleştireceksin öyle mi..!? Hadi oradan, Hadi oradan.. Neden Hadi oradan, Devlet Bahçeli NATO'cu, Doğu Perinçek Avrasya'cı, Sinan Oğan Milliyetçi, Kemal Kılıçdaroğlu Solcu, Recep Tayyip Erdoğan Siyasal İslamcı, Tamamda bunlar bu kadar farklıyken nasıl beraber yürüdüler Halktan habersiz.!? Geçin Efendim Geçin.. Ha Masal dinlemeyi sevenlere lafım yok.. Kökten Dinsiz Doğu Perinçek'e "Sahabe Hayatından Vaaz" anlatırlar.. Kökten Milliyetçi Devlet Bahçeli'e "Apo'ya Esas Duruşa geçirip Selam" çaktırırlar.. Kökten İslamcı Recep Tayyip Erdoğan'a ise "İsrail'in güvenliğinin baş sorumlusu" yaparlar.. Ve bunlar Türkiye Cumhuriyetin çıkarı için birlikte siyaset yaptığına inandırırlar..! Oysa hepsini idare eden bir BOP sahipleri vardır.. Fatih Yazar
1
8
24
887
DENIZ retweeted
╯💐 ╭ 🇹🇷╯ ☆* (¯ #HAYIRLI #SABAHLAR ¸.•*´¯) (¯`💛´¯)🌟..`•.¸.•´(¯` ☆*╭ 🇹🇷╯ *.¸¸¸.•°´¯╭ 💙╯☆*.¸¸¸.•°´¯☆ ¯`°•.¸¸¸.'☆╭ 🌸╯ HUZURLU MUTLU SAĞLIKLI GÜZEL BİR SALI GÜNÜ OLMASINI DILERIM Nereye Giderseniz Gidin, Ama Tüm Kalbinizle Gidin Gözlerinizi Tertemiz Işıl Işıl Bir Sabaha Açmanız Dileğiyle Yüreğinize Hüzün Değmesin...🌱 ♡ ⚘ 🌿💙🌿 ¸.•*´¯) ¸.•*´¯)🦋 Sє√qiℓєrim'ℓє 🌾🍃🌾 ¸.•*´¯) 🐞 ☀️ 𝐆𝐔̈𝐍𝐀𝐘𝐃𝐈𝐍 ☀️ ❤ ✿⊱♡╮ 🌼🪴 HAYIRLI HUZURLU MUTLU SAĞLIKLI GÜZEL BİR SALI GÜNÜ OLMASINI DILERIM __,•’``’•,• ’`’•,Sevginin Huzurun __’•,•` Hakim olduğu güzelliklerle dolu __ _`’•, ,•’` Bir gün geçirmeniz dileğiyle. 🌼🪴☆Mutlu ※Günler ✥ ☕ ✥Sє√qiLєrim'Lє..Seℓâm İℓe ✿⊱♡╮
14
6
75
688
DENIZ retweeted
DATÇA'DA VİCDAN KARABORSAYA MI DÜŞTÜ? Datça'dan uzakta, Datça haberlerini Facebook'tan takip ediyorum. Sağolsun, takipçiler de boş durmuyor. Akşam saatlerinde bir olay olmuş. Çok kişi messengerdan soru yağdırdı. "Sen bilirsin, kim bunlar?" Kimler kim? Merak ettim, Datça Hayvanları Sevenler Derneği'nin iletişim grubunda infial yaratan o paylaşımı okudum. Şöyle yazmışlar. "Bir varmış bir yokmuş Bir küçük ilçede bir avuç insan köpekleri ölümden kurtarmaya çalışıyormuş. Birisi bir köpeği barınaktan kurtarmak istemiş. Ama yan komşu izin vermemiş. İzin vermeyenlerden erkek olanı yüksek sanatçı duyarlılığına sahip olduğunu iddia ediyormuş. Kadın olanı ise o küçücük yerdeki sivil toplum örgütünün bir üyesiymiş. Nasıl masal ama? Bir can kurtarmanın bu kadar önemli olduğu günümüzde bunu yapan bir insan olur mı? Masal işte…" "Masal" demişler ama anlatılanın masal olmadığı anlaşılıyor. Millet burnundan soluyor. Eğer gerçekten bir kişi barınaktan bir köpek sahiplenmek isterken komşusu buna engel olduysa, burada konuşulması gereken şey hukuken kimin haklı olduğu kadar, vicdandır da. Bir cana yuva olmayı engellemek nasıl bir düşüncedir? Gerçekten kim bunlar arkadaş? Üstelik sanatçı ve STK üyesi. Datça gibi küçücük bir yerde, hayvan sevgisiyle övünen insanların arasında böyle bir olay yaşandıysa, kamuoyu da doğal olarak gerçeği merak eder. Gerçekten böyle bir olay oldu mu? Olduysa neden engellendi? Datça'da vicdan karaborsaya mı düştü? SEDAT KAYA... Maskeler yavaş yavaş düşüyor. Yıllarca merhametten, sevgiden, hayvan sevgisinden bahsedenlerin; iş gerçekten bir canın yanında durmaya geldiğinde nasıl davrandığını görüyoruz.Kendi köpeğiyle geçerken sokaktaki köpek havladı diye şikayet eden koca koca insanlar var. Eşim rahatsız oluyor diyerek bir canın yaşam hakkına tahammül edemeyenleri de gördük. Kendine hayvansever diyen ama bir hayvana yuva olacak kapıyı kapatanları da.. Sanatçıymış… Sivil toplumcuymuş… Hadi oradan. Bugün herkes kendini gösteriyor. Kim gerçekten bu canların yanında, kim sadece görüntünün peşinde artık görüyoruz.
2
13
15
536
DENIZ retweeted
TAM BAĞIMSIZLIKTAN YOKSUN OLMAK NASIL BİR ŞEYDİR? Tam bağımsızlıktan yoksun olmanın, kısaca “bağımlı olma”nın sonuçları neler olabilir? Soruyu şöyle de ortaya koyabiliriz: Bir devletin, bir milletin bağımsız olması ya da olmaması ne anlama gelir? 1) Bir birey düşünün ki ihtiyaçlarını kendisi belirleyemez, başkası belirler. Neyi yiyeceğine, neyi giyeceğine, nerede barınacağına başka biri karar verir. Yapabildiği tek şey, kendisine dayatılan kararları uygulamaktan ibarettir. Sosyal ilişkileri, arkadaşlık kurması, evlenmesi, çoluk çocuk sahibi olması; başka birinin, örneğin efendisinin iznine bağlıdır. Nerede, hangi işte, nasıl çalışacağına da efendisi karar verir. Eğer bir insan bu koşullar altında yaşıyorsa, o insan “bağımsız” olmayan biridir, yani “özgür” değildir, olsa olsa bir köledir. Böyle bir insan aşağılanmaya, her türlü istismara ve haksızlığa açıktır. Kimseden saygı görmez; şereften, onurdan yoksundur. İşte bağımsız olmayan bir millet de tıpkı bu insan gibidir: Özgür değildir, bir “köle-millet”tir! Kullanılır, sömürülür, aşağılanır. 2) Bir devletin bağımsızlıktan yoksun olmasının somut örneğini Atatürk’ten dinleyelim. Örnek yabancı değil, Osmanlı devleti!... “Bir devlet ki kendi uyruğuna koyduğu bir vergiyi yabancılara koyamaz, gümrük işlemlerini, resimlerini ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemesi engellenmiştir; bir devlet ki bunların da ötesinde yabancılar üzerinde yargı yetkisini uygulamaktan menedilmiştir; böyle bir devlete elbette bağımsız denemez. Osmanlı devletinin ve milletin yaşamına yapılan müdahaleler bu saydıklarımdan ibaret de değildi, daha fazla idi. Doğrudan doğruya milletin yaşamsal ihtiyaçlarından olan, örneğin demiryolu yapmak için, fabrika yapmak için devlet serbest değildi; mutlaka dış müdahale vardı. 3) Bu şekilde hayatını teminden menettirilen bir devlet hiç bağımsız olabilir mi? Gerçekte Osmanlı Devleti bağımsızlığını çoktan kaybetmişti. Osmanlı ülkesi yabancıların serbest bir sömürgesinden başka bir şey değildi; Osmanlı içindeki Türk milleti de tamamen tutsak konumuna getirilmişti. Bu sonuç milletin kendi iradesine ve kendi egemenliğine sahip bulunamamasından, bu irade ve egemenliğin şunun bunun elinde kullanılagelmiş olmasından kaynaklanıyordu.” Bu sözleriyle Atatürk bize hem bir devletin bağımlı olmasının nasıl bir şey olduğunu hem de bağımsızlıktan yoksun olmasının ana sebebini açıklamış oluyor. Prof.Dr. Cihan Dura'ya teşekkürlerimizle.. MÜDAFAA-İ HUKUK
5
9
461
DENIZ retweeted
Almanya'da Tüm Milletvekilleri Oy Birliğiyle Maaş Zammını Reddetti "Halk Zor Durumdayken Zam Alamayız" Dediler! Almanya'da milletvekilleri, maaşlarına yapılması planlanan 500 euroluk zammı oy birliğiyle reddetti. Kararın gerekçesi ise kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Milletvekilleri, "Halkın ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde toplumla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek istiyoruz." mesajını verdi. Maaş artışını kabul etmeyen vekillerin bu kararı, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Kimi vatandaşlar bu adımı örnek gösterirken, kimi ise benzer kararların diğer ülkelerde de alınması gerektiğini savundu.
8
70
109
1,291
DENIZ retweeted
Daha önce de paylaşmıştım... Keşke herkes okuyup, anlasa! YAŞAR NURİ ÖZTÜRK - Kader alın yazısı mı, tabiat kanunları mı? Kader alın yazısı mı, tabiat kanunları mı? ‘Kader’; ölçü, ilke, kural, düzen, takdir, ahenk demektir. Kur’an kader kelimesini hep bu anlamda kullanır. Elimizdeki geleneksel akait kitaplarındaki kader anlayışının Kur’an’daki kader kavramıyla bir ilgisi yoktur. O kitaplar yoluyla asırlardır taşınan ve bizlere öğretilen kader, Bakara suresi 104. ayetin tam tersine giden, sürüleşmiş bir toplum yaratmak isteyen saltanat odaklarının kitleyi uyuşturmak için oluşturdukları Kur’an dışı bir anlayıştır. Bu anlayışla Müslüman kitlelerin getirilmek istendiği yerin ne olduğunu, İslam’ın temel kabulleri gibi benimsettirilen ‘ilkeler’den seçtiğimiz şu birkaç örnek çok iyi göstermektedir: 1. Devlet başkanı, ahlaksızlık da zulüm de işlese azledilemez. 2. Sapık ve zalim bir imamın peşine de olsa namazı cemaatle kılın. 3. Dünya, müslümanın cehennemi, kâfirin cennetidir. 4. Her insanın cennetlik veya cehennemlik olacağı, varlıklar âlemi yaratılmadan çok önce belirlenmiştir. İnanç manifestosunun içine sokulan bu Kur’an dışı hezeyanların tümü Emevî yalanıdır. Kur’an’dan hiçbir dayanakları yoktur. Kur’an bunların tümünün tersini söylemektedir. Kur’an’da, bu şekliyle bir kader kavramı olmadığı gibi, ‘kadere iman’ diye bir tâbir de yoktur. Bu tâbiri de, Peygamberimizden yıllar sonra, Emevî idaresi din kitaplarına sokturmuştur. Bu gerçek, İslam ilahiyatının büyük bilgini Prof. Dr. Hüseyin Atay tarafından 1960 yılında yayınlanan ‘Kur’an’da İman Esasları’ adlı doktora teziyle ortaya konmuştu. Bu tez, Türk- İslam ilahiyat tarihinde ilk kez ortaya atılan bir tezdi. Prof. Atay bu tezi yüzünden, Ehlisünnet akîdesini bozmakla suçlandı. Tıpkı İmamı Âzam’ın da suçlandığı gibi… Oysaki Müslüman-Türk kitlelerden saklanan bu gerçek, Hüseyin Atay’dan asırlarca önce yaşamış İslam ilahiyat bilginlerince dile getirilmiştir. Getirilmiştir ama Arap-Emevî dinciliği tarafından üstü örtülüp halktan saklanmıştır. Ehlisünnet inancının temel kitaplarından bazılarını yazmış bulunan ünlü Matürîdî kelamcısı Ebu’l-Mu’în en-Nesefî (ölm.508/1115), Tabsıratü’l-Edille adlı eserinde, kader konusunda Hüseyin Atay’ın söylediğinin aynısını söylüyor. Atay’dan 850 yıl önce. Nesefî, anılan eserinde imanın şartları konusunda şöyle diyor: “İman esaslarına gelince bunlar 5 tanedir: 1. Allah’a, 2. Meleklere, 3. Kitaplara, 4. Peygamberlere, 5. Âhirete iman. Aynen bunun gibi ibadetler de 5’e ayrılır...” (Nesefî’nin Tabsıra’sından naklen Atay; Kur’an’da İman Esasları, 146) Nesefî burada iki Kur’andışılığı aynı anda düzeltmiştir: 1. Kur’an’ın gösterdiği iman esasları içinde kadere iman diye bir şey yoktur, 2. Geleneksel kabullerin ‘İslam’ın Şartları’ diye öne çıkardığı beş kavram İslam’ın şartı değil, İslam’daki temel ibadetlerdir. Onlar İslam’ın şartları değil, işaretleridir. İslam’ın şartları Kur’an’ın bütün hükümleridir. ‘Kadere iman’ tâbiri, İslam inançlarının içine, bir hadise, daha doğrusu hadis diye ortalıkta dolaştırılan bir söze dayanılarak sokulmuştur. Oysaki o söz, bugünkü kader anlayışını savunanların deyimiyle bir ‘haberi vâhit’tir, yani Peygamberimizden bir tek kişinin rivayetidir. Ve hadisçilerin ittifakla kabul ettikleri bir kurala göre, haber-i vâhit imanla ilgili konularda delil olmaz. (Bu konuda ayrıntılar için bk. Atay; anılan eser, 133-146) Haberi vâhidin, bırakın iman alanını, ibadet alanında kanıt olduğu bile tartışmalıdır. (Gazâlî; el-Müstasfa,1/440-444) Kader sözcüğü, Kur’an’da 11 yerde geçmekte ve tümünde de ‘ölçü’ anlamında kullanılmaktadır. Tanrı, her şeyi belli bir ölçü içinde indirmektedir. (Hicr, 21) Gökten su ölçüyle iner (Müminûn, 18; Zühruf, 11); inen suyun yeryüzünde vadilerde dolaşması bile ölçüyledir.(Ra’d, 17) Topraktan pınarlar fışkırması, fışkıran suların birleşmeleri yine belli bir ölçüye göredir. (Kamer, 12) Tüm bu ölçüye bağlılıklar, kader kelimesi veya türevleri kullanılarak ifade edilmiştir. Ve bu ifadelerle önümüze konan kader kavramının temel amacı, insanın fiillerinin belirlenmiş olduğunu değil, varlık ve oluşta raslantının bulunmadığını göstermektir. Kur’an, kader kavramıyla ‘sünnetullah’ da denen tabiat kanunlarını kastetmektedir. Kader kökünden gelen ve ölçüye bağlamak anlamında olan ‘takdîr’ sözcüğü de tabiat kanunları, değişmez ölçüler anlamında kullanılmıştır. Bu kullanıma göre, Ay ve Güneş’in belirlenmiş ölçülere göre seyretmeleri, her türlü iş ve oluşun, her türlü yaratılış ve yaratışın seyri Allah’ın bir takdiri yani ölçülendirmesidir.(En’am, 95; Furkan, 2; Yâsîn, 38; Fussılet, 12) Biz burada bir satranç benzetmesi kullanıyoruz. Kader diye anılan tabiat kanunları, satrancın nasıl oynanacağına ilişkin kurallara benzer. Bu kuralları Yaratıcı koyar. Bize düşen, bu kuralları değiştirmek değil, satrancı onlara uygun oynayarak kazanmaktır. Allah, satrancın galip veya mağlubunu önceden belirlemez, ilan etmez. Ama Allah, sonsuz bilgisiyle satrancın galip ve mağlubunu ilk bakışında anlar, bilir. Beceriksiz oynayanın yenilgisinin sebebi O’nun bilmesi değildir, kendisinin yanlış oynamasıdır.
1
5
24
1,110
Çocuklar neden güzeldir bilir misiniz? Çünkü hesap yapmazlar. Kahkahaları hesapsızdır, Öfkeleri kin tutmaz, Sevgileri sahicidir. Çocuklar bizim yapamadığımızı yaparlar, İçinden geldiği gibi davranırlar. İnsan en çok, çocukken insandır… ~ Nursel Tosun Tuzlu Çünkü merhamet de çocuk kalabilen yüreklerde büyür. ❤️🐾
2
63
Gülhane Parkında bir zamanlar küçük bir Hayvanat Bahçesi vardı. Öküz yoktu ama deve-meve vardı. Öküz her yerde var, hayvanat bahçesine ne hacet...
34
DENIZ retweeted
Ağlamakla gülmek arasında bu fotoğraf duruyor. İnsan bir gülüşe bakıp ağlar mı?
1
5
88
992
DENIZ retweeted
Yıllarca "Güvenin" Sembolüydü! 💔 Ünlü şarkıcı ve AHBAP Derneği Başkanı Haluk Levent hakkında bugün medyaya yansıyan gözaltı haberleri, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve soru işareti yarattı. Yıllardır toplumsal dayanışmanın en güçlü kalelerinden biri olarak görülen bir yapının, bu denli ağır ithamlarla anılması herkesi bir yol ayrımına getirdi: Bir yanda şaşırtan iddialar, diğer yanda yılların emeği ve güveni... 👀 Acaba bu iddialar gerçeği ne kadar yansıtıyor, yoksa madalyonun henüz görmediğimiz başka bir yüzü mü var? Sizce bu iddialar doğru mu? Gelin, masumiyet karinesini unutmadan, bu sarsıcı gelişmeyi ve hissettiklerinizi birlikte konuşalım 👇 Elfida şarkısının gerçek bir hikâyesi var , Haluk Levent ve hasta bir çocukla geçen acı bir yaşanmışlık.. Bu gerçeği yaşayan ve yardımda bulunan birisi asla bu ağır suçlamaları yapmış olamaz .. Ben Haluk leventte güveniyorum. Algı operasyonu olabilir.Millettin dikkatini bu yöne çevirmek. Biz Özgür Özelin arkasındayız. Konumuz Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özeldir.
2
8
21
879