Bir Kuşağın Çığlığı: "Görün Artık Gaza’nın Çocuklarını!
Tarih insanlığı bir kez daha en hassas yerinden, çocuklarından sınıyor. Oyun oynaması, gülmesi ve gökyüzüne bakarken korku değil hayaller kurması gereken Gaza’nın çocukları, yaşlarının fersah fersah ötesinde bir yıkımla yüz yüze. Artık bir temenninin ötesine geçip insanlığın vicdanına sert bir soru sormak gerekiyor: Bir çocuğun çocukluğu kaç bomba, kaç acı dolayında yok sayılabilir?
Gazze’de her yeni gün, çocukların elinden alınan yarınlarla başlıyor. Oysa dünya üzerindeki her bir çocuk, korkunun ve belirsizliğin soğuk gölgesinde büyümek için değil; sevgi, koruma ve umutla kucaklanmak için doğar. Gaza’daki minik eller, oyuncak tutması gereken yaşta belirsizliğin yükünü taşıyor; minik yürekler, masalların heyecanını değil, savaşın sarsıcı gürültüsünü sinesine çekiyor.
"Yaşlarından Çok Daha Uzun Süre Acı Çektiler"
Çocukluk, ertelenebilecek veya sonradan telafi edilebilecek bir zaman dilimi değildir. Gazze’de geçen her saniye, kaybolan bir gülüş, yıkılan bir hayal demektir. Yapılan tüm çağrılar ve farkındalık çabaları tek bir yalın gerçeğe işaret ediyor: Hiçbir çocuk, doğduğu coğrafyanın bedelini çocukluğuyla ödemek zorunda bırakılamaz.
Sessizlik, bu acının en büyük ortağıdır. Gazze’deki çocukların güvende hissetme hakkını savunmak, onların yaşam ve umut hakkına sahip çıkmak bir tercih değil, vicdani bir zorunluluktur.
Ses Olmaya, Farkındalık Çığlığını Büyütmeye Devam!
Onların susan seslerine soluk olmak, unutulan hayallerini dünyaya hatırlatmak bizim elimizde. Gaza’nın çocukları için adalet, güvenlik ve huzur dolu bir yarın istemekten vazgeçmeyeceğiz.
Korkunun yerine umudu, belirsizliğin yerine sevgiyi koyana kadar; Gazze’nin çocukları için farkındalık oluşturmaya, sesimizi yükseltmeye ve gerçeği haykırmaya devam ediyoruz!
Bizimle misiniz?