Bu nedenle yeni parti kurulurken ilk konuşulması gereken, kimin genel başkan olacağı veya hangi belediye başkanının katılacağı değildir. Önce hangi toplumsal kesimlerin taleplerini temsil edeceği, hangi programı savunacağı ve bu programı hayata geçirecek kadroları nasıl oluşturacağı açıklanmalıdır. Aynı kadro anlayışı ve aynı siyasi tercihler korunursa tabelanın değişmesi yaşanan sorunu çözmez.
Sosyal demokrat bir partinin büyümesi, kendi kimliğinden vazgeçmesine bağlı olmamalıdır. Farklı siyasi geleneklerden insanlar elbette bu partiye katılabilir. Ancak buluşmanın zemini belli olmalıdır: emek, sosyal adalet, özgürlük, demokrasi ve eşit yurttaşlık. Gelen herkesin geçmişinin aynı olması gerekmez; birlikte savunacakları programın açık olması gerekir.
Bu açıklık, aday ve yönetici seçiminde de karşılık bulmalıdır. Bir kişinin tanınması, seçim kazanabilecek olması veya güçlü ilişkilerinin bulunması tek başına yeterli sayılmamalıdır. Savunduğu politikalar, toplumsal sorunlar karşısındaki tutumu ve demokratik çalışma anlayışı da değerlendirilmelidir. Sosyal demokrat kadrolar ancak bu ölçütler önemsenirse yetişir ve etkili hale gelir.
Burada parti içi demokrasi meselesini de atlamamak gerekiyor. Özgürlük ve demokrasi iddiasında bulunan bir partinin, kendi içinde de bu ilkeleri uygulaması gerekir. Üyelerin yalnızca seçim döneminde çalıştığı, adayların ve yöneticilerin ise dar bir çevrenin kararıyla belirlendiği bir yapıda sosyal demokrat kadroların gelişmesi zorlaşır. Farklı görüşlerin konuşulabildiği, eleştirinin cezalandırılmadığı ve üyelerin kararlara katılabildiği bir örgüt düzeni kurulmalıdır.
Kadroların yetişmesi dediğimiz şey de budur. İnsanlara görev vermek, sorumluluk almalarını sağlamak ve siyasi çalışmalarını değerlendirmek gerekir. Sendikalarda, meslek örgütlerinde, mahallelerde ve yerel yönetimlerde emek veren insanların parti yönetimine ulaşabileceği yollar açık olmalıdır. Aksi halde sürekli aynı dar çevreden aday seçilir; sonra da neden yeni sosyal demokrat kadrolar yetişmediği sorulur.
Barınma krizi bunun somut bir örneğidir. Bir sosyal demokrat parti, kiracının yaşadığı güvencesizliği, çalışanın gelirinin ne kadarını kiraya ayırdığını ve gençlerin neden bağımsız bir hayat kuramadığını anlatmalıdır. Ardından sosyal konut, kiralık konut üretimi ve kamu arazilerinin kullanımı konusunda ne yapacağını açıklamalıdır. İnsanların yaşadığı sorunu dile getirmekle çözüm için sorumluluk almak arasında bir bağ kurulmalıdır.
Emek konusunda da aynı açıklık gerekir. Ücretler, sendikal haklar, iş güvenliği ve güvencesiz çalışma, partinin sürekli gündeminde olmalıdır. Özgürlük ve demokrasi talepleriyle ekonomik talepler birlikte savunulmalıdır. İnsan hem geçinebilmek hem düşüncesini korkmadan söyleyebilmek hem de geleceği hakkında söz sahibi olmak ister.
Bu yüzden yeni partinin kuruluş sürecinde programın, kadroların ve örgüt yapısının birlikte tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Sosyal demokrat olduğunu söyleyen bir partinin, bu kimliğin gerektirdiği tercihleri daha kuruluş aşamasında göstermesi gerekir. Geçmişte eleştirdiğimiz yöntemler tekrar edilirse yeni bir başlangıç için doğan imkân da kaybedilir.
Benim yeni parti açısından söylediğim tam olarak budur: Geçmişteki hatalarla hesaplaşmadan, sosyal demokrat bir program oluşturmadan ve bu programı taşıyacak kadrolara alan açmadan kalıcı başarı beklenemez. İnsanların neden bu partiye güveneceği, neden burada kalacağı ve neden onu iktidara taşıyacağı sorularının cevabı, kurulacak partinin siyasi kimliğinde bulunmalıdır.
Yeni partinin başarısı da burada belirlenecektir: Sosyal demokrat kadrolarla, emeği merkeze alan bir programla ve ülkenin her yerinde aynı özgürlükçü ve demokratik ilkeleri savunarak yola çıkabilecek mi? Benim görmek istediğim ve başarı şansı olduğuna inandığım siyasi seçenek budur.
Av.Ali Güvenç Kiraz