Bir türlü akıllanmaması gerçekten çok ilginç. Sürekli aynı tongaya düşüyor.
Geçenlerde Allenby'nin "Faysal'ın ordusu ortalama 3-4 bin kişiyi geçmiyordu" ifadesini, isyancıların toplam mevcudunun ortalama 3-4 bin olduğu şeklinde anlayıp büyük bir sevinçle paylaşmıştı. Ardından bunun gayrinizami harp kapsamında, kuvvetlerin küçük ve hareketli birlikler hâlinde kullanılmasına ilişkin bir taktik olduğunu gösterince "Yahu ben zaten onu kastetmedim, yoksa ben de biliyorum 3-4 bin olmadığını" minvalinde kıvırmaya çalışmıştı.
Madem belgeyi Lawrence'ın "Keep your unit small" anlayışı çerçevesinde yorumladın, o hâlde neden böylesine büyük bir zafer kazanmışçasına paylaştın diye sormazlar mı adama? Dkdkdkd.
Şimdi de aynı hikâye tekrarlanıyor.
Mustafa Kemal Paşa'nın Halep merkezini Türk millî taleplerine dâhil edebilmek için ileri sürdüğü "Halep'in dörtte üçü Arapça konuşan Türk'tür" şeklindeki siyasi tezi, şehrin gerçek demografik yapısı zannedip "Halep isyan ettiyse demek ki Türkler isyan etmiş" argümanını savundu.
Ardından Mustafa Kemal Paşa'nın bu ifadeyi siyasi bir argüman olarak kullandığını ve Halep'in gerçek demografik yapısının böyle olmadığını anlayınca, hiçbir şey olmamış gibi tez değiştirmeye başladı.
Bu defa da "Yahu siz yine argümanımı anlamadınız! Halep isterse tamamen Kürt olsun, Arap olsun, umurumda değil. Ben başka bir şey söylüyorum!" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.
İyi de kardeşim, daha birkaç gün önce bütün argümanını Halep'in dörtte üçünün Türk olduğu kabulü üzerine kuran sen değil miydin? Şimdi şehrin etnik yapısı birdenbire nasıl önemsiz hâle geldi?
Çevrenin geri zekâlı anti-Kemalistlerden oluşmasının bir avantajı, bir de dezavantajı var.
Avantajı şu: Paylaşımların çürütüldüğünde ne kadar küçük duruma düştüğünü anlayamıyorlar.
Dezavantajı ise şu: Seni o duruma düşmeden önce uyarabilecek zekâya da sahip değiller.