Fon vurgununda 1 milyar 300 milyon TL para çeken AKP’li Fatma Betül Kaya’yı işaret eden Ekrem İmamoğlu, “Henüz müsait değilmiş. İfade bile vermiyormuş. Benim babam burada Biz 35 yıldır ticaret yapıyoruz. 35 yıldır biriktiremediğimi karı koca dört ayda almışlar. Rezalete bakar mısınız” dedi.
“Bu ülkede sürekli yer değiştiriyor. Seçmen analizi yapanı casus ilan ediyorlar. Tersine çevrilen bu düzende, söylem ile gerçeklik arasındaki uçurum artık ölüm büyüklüğüne ulaştı, ölüm! Ölüm! İnsan kendini öldürüyor bu ülkede” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
Cumhurbaşkanı’nın ülkeye verdiği en büyük zararlardan biri,hukuk devletinin üzerine katran dökmüş olmasıdır. İktidarda kalabilmek için yargıyı siyasi bir aparat haline getirmiştir. Siyaset üzerinde yargı eliyle vesayet kurmaya çalışmıştır. Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya 'Adil düzen' çağrısı yapıyor beyefendi. New York'ta güçlü olanın değil, haklı olanın sözünün geçmesini istiyor. Ne kadar ilginç! 'Güçlünün hukuku olmaz' diyor. Vay anasını! Ama Türkiye'de rakibini cezaevine yolluyor. Dünyadan adalet istiyor, kendi ülkesinin cumhurbaşkanı adayı casusluk suçlamasıyla yargılanıyor. Rakibine 'ahmak' kelimesi üzerinden siyasi yasak vermeye çalışıyor. Düşünebiliyor musunuz?
Ben, defalarca karşısında seçim kazandım. Buradan kendisine sesleniyorum: Siyasi mücadelemiz devam edecek ama devletin kurumları, hiçbir siyasetçinin kişisel hesaplaşmasının aracı olmamalıdır. Kurumların tarafsızlığına duyulan güven hepimizin, bakın tekrar ediyorum, hepimizin ortak meselesidir. Çünkü kurumlar, devlet, adalet bu ülkenin temeli; bunu yok etmeyin, sarsmayın! İktidarlar değişir, partiler değişir, bakanlar değişir, milletvekilleri değişir, cumhurbaşkanı değişir ama devlet kalır! Siz diyorsanız ki 'Ya devlet gitsin ben kalayım', bu olmaz! Bu olmaz! Onun için siyasi mücadelemiz devam edecek.
Geçenlerde durmuş saatin bir kez doğru zamanı gösterdiği gibi Adalet Bakanının bir sözü var: 'Hukuku istismar ederek hukuksuzluk yapan hiç kimsenin yanına kâr kalmayacak' demiş. Evet! Bugün başkalarına hesap soranlar, yarın verdikleri talimatın, hukuksuzlukların ve ülkeye ödettikleri bedelin hesabını adil mahkemelerde milletin huzurunda tek tek verecektir; doğru söze ne denir?
AKP’li üst düzey isimlerin içinde olduğu Fon vurgunundan bahseden Ekrem İmamoğlu, şöyle devam etti:
Fon vurguncuları hakkında daha önce gerekli yerlere de uyarı yapılmış bu arada. Hatta bu uyarıyı yapan insanları, birkaç insanı alıp hemen gözaltına atmışlar. Aynı gün, aynı gün! Hatta utanmadan, gözaltına aldıktan sonra bir kısım bu işin, bu vurgunun önde giden insanları "İyi ki tutuklatmadım" diye de laf etmişler. Yani tutuklatma yetkisini bile kendinde gören insanlar bunlar. Çünkü niye? Bu işin içinde olan herkes bu iktidarın fertlerinin insanları. Eşi, dostu, akrabası... Akrabası, damadı, gelini; hepsi bu işin içinde! Bu işin içinde, çünkü üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bunu bilelim ya! Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar, düzenleyecek düzenleyen de onlar ya! Böyle bir durumdayız ya.
Okuyunca şok oldum, düşünsenize: Devlet Denetleme Kurulu—yeni Cumhurbaşkanlığı sistemindeki en önemli Devlet Denetleme Kurulu'nun başkanı—aynı zamanda Borsa İstanbul yönetim kurulu üyesi! Haydi bakalım! Buna ne deriz, bunu nasıl anlatırız? Buradan soru çıkacak. Eşler, dostlar, akrabalar, nepotizm böyle yani zirve yapmış!
Ha, ben akrabamı olduğum yere sokmadım ya! Akrabamı olduğum yere sokmadım. Kural getirdik; bir yönetici varsa onun akrabası yönetici olamaz. Bir yöneticinin akrabası işe alınamaz. Bak bu kadar ileri taşıdık meseleleri, arkadaşlarım şahittir. Ayıptır ya! Biz bu kurallarla devlette görev yaptık 11-12 senedir. Niye? Milletin evlatları olsun diye. Niye? Milletin evlatlarına burs verilsin diye. Bir kadına, genç bir kadına 110 bin dolar İBB burs vermiş, 110 bin dolar! Ekrem İmamoğlu ne yapmış? 5,5-6 senede bugünün parasıyla 12,5 milyar lirayı 600 bin çocuğa dağıtmış. 12,5 milyar lirayı... Onun için ben buradayım.