Gamze Altunay retweeted
Biriz, beraberiz! #özgürbasınsusturulamaz
19
80
1,260
26,020
kayyuma, tutuklamaya, sansüre hayır!
özgür basın susturulamaz!
12
106
1,317
9,113
özgür basın susturulamaz!
tutuklu gazetecilerin fotoğraflarıyla yürüyüş devam ediyor. katledilen gazeteciler anılıyor.
13
125
1,029
13,891
tutuklu gazetecilerin fotoğraflarıyla yürüyüş devam ediyor. katledilen gazeteciler anılıyor.
basın özgürlüğü için Kadıköy’de yürüyüş başladı
86
544
10,499
basın özgürlüğü için Kadıköy’de yürüyüş başladı
6
97
982
11,451
3 KİŞİLİK BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN RAPOR ALINACAK ara bitti. mahkeme başkanı: bir sonraki celse yine burada, 2 nolu salonda olacak. Fatih Keleş müdafi avukat Baran Kaya’nın müvekkilinin başka cezaevine sevk edilmemesi talebinin gereğinin takdirİ için talebin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirilmesine karar verdik. soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verdik. taleplerin de bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirmesine karar verdik. bir sonraki celse 12 Şubat 2027'de görülecek.
SAVCI YENİ BİLİRKİŞİ RAPORU TALEP ETTİ Ekrem İmamoğlu avukatları bilirkişi raporu talebinde bulundu. savunma yapan ve yapmayan isimler tek tek kürsüde sözlerini tamamladıktan sonra iddia makamından soruldu. savcı yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etti. duruşmaya ara karar için ara verildi.
3
33
322
9,063
SAVCI YENİ BİLİRKİŞİ RAPORU TALEP ETTİ Ekrem İmamoğlu avukatları bilirkişi raporu talebinde bulundu. savunma yapan ve yapmayan isimler tek tek kürsüde sözlerini tamamladıktan sonra iddia makamından soruldu. savcı yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etti. duruşmaya ara karar için ara verildi.
"AMPULÜ KENDİLERİ PATLATTILAR" İmamoğlu: bu milleti bilmez, anlamaz, nasılsa aldatırız diyen küçük beyinlere sesleniyorum: halkı küçümseyenler hak ettiği cevabı mutlaka alacaktır. hukuku kendine göre ayarlayanlar, gazetelere, televizyon kanallarına, haber sitelerine saldıranlar, çökenler, gazetecileri özgür habercilik yapıyor diye tutuklayanlar bu kötülüklerinin de boğulacaklar. düşünün; sadece gazetecilik faaliyeti yaptıkları için birkaç gün içinde 2 kişi daha tutuklandı. birisi Murat Ağırel, öbürü İsmail Arı. dünyanın her alanında dibine vurduk ey halkım, dibe vurduk. dünyanın her alanında; basın özgürlüğünde, adalette, ekonomide, geçimde, her şeyde dibine vurduk. eğitimde. mesleğini yapan gazeteciler tutuklu. işini yapan belediye başkanları tutuklu. sadece işini yapanlar hapiste, ama vurguncular serbest. ama sokağa çıkamıyorlar, fark orada. o zaman soralım. ne yazık ki bu soruyu da soruyorum. hakimler, mahkemeler bağımsız mı? yargı bağımsız mı? bu baskı rejiminden etkilenmeden mahkemeler karar verebilecek mi? yıllar önce bir siyasi hareket kendine ampulü sembol seçti. aydınlığa açık, karanlığa kapalıyız dediler. şimdi mahkeme salonuna giren kameraya bile tahammülleri yok. canlı yayınlansın, hayırlı olur dediler. yalanlarının, iftiralarının ortaya çıkacağını kulaktan kulağa duyunca topuklayıp kaçtılar. sebebi belli, artık ışıktan, aydınlıktan, şeffaflıktan tir tir korkuyorlar. sembolü olan ampulü kendi elleriyle patlattılar. çünkü öylesine kirlendiler ve kirlettiler ki, o bir avuç muhteris, az önce dediğim 1000'i geçmeyen insan gerçek halleriyle pislik içindeki durumlarıyla görünmek istemiyorlar halka. çok net. onun için ampulü patlattılar. kendileri patlattılar. ancak kaçamayacaklar. Esenyurt'taki para kuleleri de kamu yöneticilerinin evlerindeki külçe külçe altınlar da belediye yöneticilerinin kendi yöneticilerinin elindeki binlerce tapularıyla da bakanının hesabındaki 4 ayda kazanılmış milyarlarıyla da fon vurgunundaki 100 milyarlarca eş, dost, akraba sistemi içerisindeki bolluk içinde olduğunu düşünen insanlar da artık ayan beyan ortada. bu daha da devam edecek. nereye kaçarsanız kaçın, isterseniz karanlıkta gizlenin, bu milletin o berrak gözü, o benim kutsal bildiğim vicdanı, ahlakı, erdemi, irfanı sizi görecek, görüyor. sizi uydurduğunuz İBB davaları, ahmak, çirkin, casusluk, makam arabası mahkemeleri asla kurtarmayacak. bu memlekette milletin parasını koruyanların yargılandığı değil, milletin parasını heba edenlerin, Diyanet Vakfı’nın dahi parasını götürenlerin, kamuya ait makamları aile fertlerine eş, dost, akraba ile paylaşanların hesap verdiği, yargılanacağı günler çok ama çok yakındır. ben buna adım kadar inanıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun ismine ne kadar inanıyorsam, biliyorsam o kadar inanıyorum. kendilerini seçkin, hesap vermez, milletini tebaa yerine koyan insanları 87 milyon yurttaşımızı Allah ile aldatanların tek tek açığa çıktığı, tepeden tırnağa milletin huzuruna gelecekleri günün çok yakın olduğuna adım kadar inanıyorum. benim kıymetli halkım. uyanık olmak zorundayız, harekete geçmek zorundayız. yarın Türkiye'nin illerinde, İstanbul'da bildiğim kadarıyla Kadıköy'de gazeteciler haklarını mı savunacak, yanlarında olun. yanlarında olun, destek olun, gidin. 29 Ekim'de Cumhuriyetimizi ülkemizin her yerinde kutlayalım. ama bu bir başka kutlama. kutlama olduğu kadar büyük tehdit altında olan Cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti hep birlikte buluşalım, organize olalım, örgütlü olalım ve koruyalım. koruduğumuzun gücünü Cumhuriyet Bayramı'nda 87 milyon yurttaş olarak, bu güzel demokratik düzenden uzaklaşanlara, milletin, bu vatanın sahibi olduğunu gösterelim. sevgili halkım, kendinizi, cebinizi, emeğinizi, alın terinizi, diplomanızı, şirketinizi, çocuklarınızı, hanenizi, geleceğinizi, şehirlerimizi, doğayı, devletimizi, milletimizi, vatanımızı bu vurgunculardan koruyun. Allah sizi de korusun. görev milletimizdedir. sesini yükseltmesini halkımızın talep ediyorum. saygılarımı sunuyorum. Sayın Hakim, size ve mahkemenize teşekkür ederim.
3
34
298
20,942
"AMPULÜ KENDİLERİ PATLATTILAR" İmamoğlu: bu milleti bilmez, anlamaz, nasılsa aldatırız diyen küçük beyinlere sesleniyorum: halkı küçümseyenler hak ettiği cevabı mutlaka alacaktır. hukuku kendine göre ayarlayanlar, gazetelere, televizyon kanallarına, haber sitelerine saldıranlar, çökenler, gazetecileri özgür habercilik yapıyor diye tutuklayanlar bu kötülüklerinin de boğulacaklar. düşünün; sadece gazetecilik faaliyeti yaptıkları için birkaç gün içinde 2 kişi daha tutuklandı. birisi Murat Ağırel, öbürü İsmail Arı. dünyanın her alanında dibine vurduk ey halkım, dibe vurduk. dünyanın her alanında; basın özgürlüğünde, adalette, ekonomide, geçimde, her şeyde dibine vurduk. eğitimde. mesleğini yapan gazeteciler tutuklu. işini yapan belediye başkanları tutuklu. sadece işini yapanlar hapiste, ama vurguncular serbest. ama sokağa çıkamıyorlar, fark orada. o zaman soralım. ne yazık ki bu soruyu da soruyorum. hakimler, mahkemeler bağımsız mı? yargı bağımsız mı? bu baskı rejiminden etkilenmeden mahkemeler karar verebilecek mi? yıllar önce bir siyasi hareket kendine ampulü sembol seçti. aydınlığa açık, karanlığa kapalıyız dediler. şimdi mahkeme salonuna giren kameraya bile tahammülleri yok. canlı yayınlansın, hayırlı olur dediler. yalanlarının, iftiralarının ortaya çıkacağını kulaktan kulağa duyunca topuklayıp kaçtılar. sebebi belli, artık ışıktan, aydınlıktan, şeffaflıktan tir tir korkuyorlar. sembolü olan ampulü kendi elleriyle patlattılar. çünkü öylesine kirlendiler ve kirlettiler ki, o bir avuç muhteris, az önce dediğim 1000'i geçmeyen insan gerçek halleriyle pislik içindeki durumlarıyla görünmek istemiyorlar halka. çok net. onun için ampulü patlattılar. kendileri patlattılar. ancak kaçamayacaklar. Esenyurt'taki para kuleleri de kamu yöneticilerinin evlerindeki külçe külçe altınlar da belediye yöneticilerinin kendi yöneticilerinin elindeki binlerce tapularıyla da bakanının hesabındaki 4 ayda kazanılmış milyarlarıyla da fon vurgunundaki 100 milyarlarca eş, dost, akraba sistemi içerisindeki bolluk içinde olduğunu düşünen insanlar da artık ayan beyan ortada. bu daha da devam edecek. nereye kaçarsanız kaçın, isterseniz karanlıkta gizlenin, bu milletin o berrak gözü, o benim kutsal bildiğim vicdanı, ahlakı, erdemi, irfanı sizi görecek, görüyor. sizi uydurduğunuz İBB davaları, ahmak, çirkin, casusluk, makam arabası mahkemeleri asla kurtarmayacak. bu memlekette milletin parasını koruyanların yargılandığı değil, milletin parasını heba edenlerin, Diyanet Vakfı’nın dahi parasını götürenlerin, kamuya ait makamları aile fertlerine eş, dost, akraba ile paylaşanların hesap verdiği, yargılanacağı günler çok ama çok yakındır. ben buna adım kadar inanıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun ismine ne kadar inanıyorsam, biliyorsam o kadar inanıyorum. kendilerini seçkin, hesap vermez, milletini tebaa yerine koyan insanları 87 milyon yurttaşımızı Allah ile aldatanların tek tek açığa çıktığı, tepeden tırnağa milletin huzuruna gelecekleri günün çok yakın olduğuna adım kadar inanıyorum. benim kıymetli halkım. uyanık olmak zorundayız, harekete geçmek zorundayız. yarın Türkiye'nin illerinde, İstanbul'da bildiğim kadarıyla Kadıköy'de gazeteciler haklarını mı savunacak, yanlarında olun. yanlarında olun, destek olun, gidin. 29 Ekim'de Cumhuriyetimizi ülkemizin her yerinde kutlayalım. ama bu bir başka kutlama. kutlama olduğu kadar büyük tehdit altında olan Cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti hep birlikte buluşalım, organize olalım, örgütlü olalım ve koruyalım. koruduğumuzun gücünü Cumhuriyet Bayramı'nda 87 milyon yurttaş olarak, bu güzel demokratik düzenden uzaklaşanlara, milletin, bu vatanın sahibi olduğunu gösterelim. sevgili halkım, kendinizi, cebinizi, emeğinizi, alın terinizi, diplomanızı, şirketinizi, çocuklarınızı, hanenizi, geleceğinizi, şehirlerimizi, doğayı, devletimizi, milletimizi, vatanımızı bu vurgunculardan koruyun. Allah sizi de korusun. görev milletimizdedir. sesini yükseltmesini halkımızın talep ediyorum. saygılarımı sunuyorum. Sayın Hakim, size ve mahkemenize teşekkür ederim.
"BİZ O BİR KİŞİYE BAĞLILARDAN DEĞİLİZ!" İmamoğlu: şükürler olsun ki bize iftira attıkları hiçbir şey ne üzerimize yapıştı, ne milletimiz bize yakıştırdı, ne de ellerinde tek bir delil tek bir belge bugüne kadar olmadı, olmayacak. çünkü biz her şeyimizden eminiz. sülale boyu kamuda her türlü makamı işgal edip, bir bakanın 4 ayda 2 milyar TL’lik vurgun yapma hayallerini, benim ve bizim gibi kamucu, halkçı, milletine hesap veren insanların anlaması da mümkün değil. bunu biz kavrayamayız ya, yani biz şuraya 100 TL koyalım, kamudan bir 2 milyar vurgun yapalım, ya o yapmış ben de onun amcası olayım bir de ben vurgun yapayım, teyzesi olayım bir de ben vurgun yapayım, akrabasıyım, bakan yardımcısıyım veya öbür damadı bilmem ne üretim kurulu başkanı, öbürünün kızı bilmem nerede yönetim kurulu üyesi... yani bir nepotizm dalgasına dönmüş olan sistemin içindeki bütün bu vurguncuların tarzını anlamam mümkün değil. ne ilgisi var mazotla, ne ilgisi var bakımla ,ne ilgisi var bir ücretsiz tahsis edilen makam arabasıyla? vallahi bunu ne yazık ki ağır bir yükünüz var, size kalıyor takdiri ve kıyaslamayı yapmak. umarım yanılmayacaksınız. ben dediğim gibi kamucu, halkçı, milletine hesap veren, insanların hizmetine koşan bir siyaset anlayışının temsilcisi oldum, olmaya da devam edeceğim. Allah böyle hani gizlenen, saklanan, görünmeyeyim kafamı kuma sokayım deyip her yeri açıkta duran insanlardan eylemesin. bu benim duamdır. ama bu salonda var, ama yok. çünkü onlar şöyle bir düzene bağlılar; ben diyorum ki millete hesap veririm ve millete bağlıyım tabii ki yaradana sığınırım her zaman, onlar diyor ki biz bir kişiye bağlıyız, o ne derse onu yaparız, ona tabi oluruz, o bize tövbe et derse tövbe ederiz, yahu helaldir yapın derse yaparız. biz o bir kişiye bağlılardan değiliz. aramızdaki fark bu kadar basit. halkımıza bunu anlatmaya tane tane anlatmaya devam edeceğim. işte tam da bu insanlar bize yaftalamaya çalıştıkları, tırnak içinde sistem ve örgüt, suç örgütü dedikleri tam da işte böyle bir düzen ve o düzenin parçası olan kişilerdir bu kişiler. işte bu iddianamede kamu adına hesap tutmak yerine muhalifi cumhurbaşkanı adayına bir davada ben açayım, buradan nasıl menfaat elde ederim diyen anlayışın kötü niyetiyle karşı karşıyayım bugün. sayın hakim sizin bu mahkemenizde ve önünüzde duran dosyada bu zihniyet ülkenin hesabını da böyle tutuyor. bugün ekonomide yaşadıklarımız da bu zihniyetin sonucudur. milletin acı kayıplarını trilyonlarca liralık kayıplarını görmeyen, görmezden gelen ekonomik sisteme gidişi yaşıyoruz, batıyoruz halkım, batıyoruz! göz göre göre milletin cebinden her gün paralar çalınıyor, vurgun yapılıyor ve eksiliyor.
17
152
959
22,680
"BİZ O BİR KİŞİYE BAĞLILARDAN DEĞİLİZ!" İmamoğlu: şükürler olsun ki bize iftira attıkları hiçbir şey ne üzerimize yapıştı, ne milletimiz bize yakıştırdı, ne de ellerinde tek bir delil tek bir belge bugüne kadar olmadı, olmayacak. çünkü biz her şeyimizden eminiz. sülale boyu kamuda her türlü makamı işgal edip, bir bakanın 4 ayda 2 milyar TL’lik vurgun yapma hayallerini, benim ve bizim gibi kamucu, halkçı, milletine hesap veren insanların anlaması da mümkün değil. bunu biz kavrayamayız ya, yani biz şuraya 100 TL koyalım, kamudan bir 2 milyar vurgun yapalım, ya o yapmış ben de onun amcası olayım bir de ben vurgun yapayım, teyzesi olayım bir de ben vurgun yapayım, akrabasıyım, bakan yardımcısıyım veya öbür damadı bilmem ne üretim kurulu başkanı, öbürünün kızı bilmem nerede yönetim kurulu üyesi... yani bir nepotizm dalgasına dönmüş olan sistemin içindeki bütün bu vurguncuların tarzını anlamam mümkün değil. ne ilgisi var mazotla, ne ilgisi var bakımla ,ne ilgisi var bir ücretsiz tahsis edilen makam arabasıyla? vallahi bunu ne yazık ki ağır bir yükünüz var, size kalıyor takdiri ve kıyaslamayı yapmak. umarım yanılmayacaksınız. ben dediğim gibi kamucu, halkçı, milletine hesap veren, insanların hizmetine koşan bir siyaset anlayışının temsilcisi oldum, olmaya da devam edeceğim. Allah böyle hani gizlenen, saklanan, görünmeyeyim kafamı kuma sokayım deyip her yeri açıkta duran insanlardan eylemesin. bu benim duamdır. ama bu salonda var, ama yok. çünkü onlar şöyle bir düzene bağlılar; ben diyorum ki millete hesap veririm ve millete bağlıyım tabii ki yaradana sığınırım her zaman, onlar diyor ki biz bir kişiye bağlıyız, o ne derse onu yaparız, ona tabi oluruz, o bize tövbe et derse tövbe ederiz, yahu helaldir yapın derse yaparız. biz o bir kişiye bağlılardan değiliz. aramızdaki fark bu kadar basit. halkımıza bunu anlatmaya tane tane anlatmaya devam edeceğim. işte tam da bu insanlar bize yaftalamaya çalıştıkları, tırnak içinde sistem ve örgüt, suç örgütü dedikleri tam da işte böyle bir düzen ve o düzenin parçası olan kişilerdir bu kişiler. işte bu iddianamede kamu adına hesap tutmak yerine muhalifi cumhurbaşkanı adayına bir davada ben açayım, buradan nasıl menfaat elde ederim diyen anlayışın kötü niyetiyle karşı karşıyayım bugün. sayın hakim sizin bu mahkemenizde ve önünüzde duran dosyada bu zihniyet ülkenin hesabını da böyle tutuyor. bugün ekonomide yaşadıklarımız da bu zihniyetin sonucudur. milletin acı kayıplarını trilyonlarca liralık kayıplarını görmeyen, görmezden gelen ekonomik sisteme gidişi yaşıyoruz, batıyoruz halkım, batıyoruz! göz göre göre milletin cebinden her gün paralar çalınıyor, vurgun yapılıyor ve eksiliyor.
"İDDİA MAKAMI TÜRK YARGISINI TEMSİL EDEMEYECEK SEVİYESİZLİKTEDİR" İmamoğlu: kurulmak istenen rejimin, kara düzenin, vurguncu sistemin ve Türkiye tarihinde asla kabul edilmeyecek mekanizmaların bizim tarihimizde ne bir yeri vardır ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır. mücadelemin adı tam olarak da budur. bakınız, ben 5 yaşından beri, sayın hakim, esnaflığı öğrenerek büyüdüm. esnaflığı öğrenmek çok kutsaldır. hiçbir fakülteye, hiçbir eğitim sahasına benzemez bu kadar uygulamalı bir süreç. eğer alabilecek kapasiteniz varsa, eğer iyi bir eğiticiniz varsa, eğer çevrenizdeki insanların esnaflık ruhuyla besleniyorsanız, hayatınızı en ulvi şekilde destekleyen bir süreçte hayata katılır ve yetişirsiniz. işte tam da böyle, ticareti, esnaflığı, tacir olmayı, kar ve zarar nedir, iyi bilirim. her esnafın, tacirin bir defteri vardır. o defterin iki sütunu vardır. bir yanda gelir, diğer yanda gider. t cetveli yani... her esnaf gelene de bakar, gidene de bakar. sonra hesabı kapatır, kar mı, zarar mı? iki tarafa da, t cetvelinin iki sütununa da bakar, böyle karar verir kâr mı, zarar mı diye. burada, 20 mahkemede de olduğu gibi, 20'ye yakın mahkemede de olduğu gibi, iddia makamının önünüze koyduğu defterin ise sadece tek bir sorunu var, bu sütun, sadece giderlerin yazıldığı sütundur. mazot, bakım, lastik; toplam 122.325 TL. yani burada dünyanın en büyük zulmünü, en büyük mezalimini, işkencesini yaşayan bizlerin bugün tam da burada, “ya mazot, bakım, lastik, neden bahsediyorsun Ekrem?” diye halkım düşünecektir. evet, mazot, bakım, lastik, yani toplam 122.305 TL gider sütununu yazmış olan bir iddianameyle karşı karşıyayız. açıkçası net ifadedir, bir başka iftiranameyle karşı karşıyayız. her mahkemede ifade ettiğim gibi burada da ifade ediyorum ki benim için iddia makamı yok hükmündedir. iddia makamı, türk yargısını temsil edemeyecek seviyesizliktedir. kar sütunu yine boş bırakılmış. yani eğer bir sanık buraya çıkıyorsa lehine olan ne varsa yine yok sayılmış ve gider sütunu üzerinde 122.305 liralık, tekrar ifade ediyorum, gülünç kısmını tekrar ifade etmekten de açıkçası biraz yüzüm kızarıyor ama yapacak bir şey yok, milletin adına, türk yargısı adına mazot, bakım, lastik toplam 122.305 TL. yine 12 yıl öncesine dönelim, hatırlatayım. o dönem, Beylikdüzü Belediyesi için belediye başkanı seçildiğimden birkaç ay sonra, aylık 7.200 TL bedelle araç kiralanmak üzereydi. yani bir belediye başkanına hizmet aracı olarak tasarlanan bir aracın aylık 7.200 TL bedelle kiralanması söz konusuydu. bunu ben hem dönem evrakında gördüm hem de bana araç gösterilerek aylık kirası ifade edildi. daha önce size söylediğim gibi, bugüne geldiğimizde daha iyi anlaşılması için hatırlatayım, aylık 200, yani o gün için 7.200 TL aracı yani bir minibüs makam aracı diye bugün çokça kullanma o zaman bu kadar fazla yoktu ama benim 2012'den beri, yani belediye başkanı olmadan önce kullandığım bir aracım var olduğu için biliyorum. bugün bedeli, aylık kirası 250.000-300.000 TL. yani bu kötü duruma düşürülen Türkiye'mizde, neredeyse 10 tane asgari ücret kadar aylık bedeli olan araç kiralamadan bahsediyor. bunu kabullenemedim, bir esnaf çocuğu, esnaf olarak ama daha da ötesi vatansever, kamucu bir belediye başkanı olarak bunu kabullenemedim ve kabul etmedim. “benim aracım var, milletin parasını harcamaya gerek yok.” dedim. olayın özü bu kadar basit. araç, 4 yıl 2 ay, yani 50 ay boyunca belediyenin hizmetinde kaldı. neyle? sıfır liralık kira bedeliyle, yani ücretsiz tahsisle. yani bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon TL, o dönem beylikdüzü belediyesinin cebinde kaldı. tekrar ediyorum, bugünün parasıyla 15 milyon TL belediyenin cebinde kaldı, kamunun kasasında kaldı. kamunun lehine çok özenli, çok güçlü, çok gerekli bir adım atıldı. araç kiralansaydı, bilgisi olmayanlar öğrensin diye ifade edeyim, mazotunu yine belediye ödeyecekti. yani mazot her halükarda ödenecek. bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu. sayın hakim, bu hesabın bir de görünmeyen bir tarafı var, aracımın yıpranması. yani bunun hesabını yapmıyoruz. ama 4 yılı aşkın sürede yapılan kilometre, ki binlerce kilometre, hatta on binlerce kilometre de diyebiliriz, düşen değer, aşınan motor, bunlar da hiç hesaplanmadı mesela. bu iftiranameyi hazırlayan, benim için yok hükmündeki, beni hiç şaşırtmayan bu iftiracı iddia makamları, her mahkemede yaptıkları gibi bunu yine hesaplamadılar, hiç bu işe bakmadılar, yapanı da dikkate almadılar.
9
130
720
16,570
"İDDİA MAKAMI TÜRK YARGISINI TEMSİL EDEMEYECEK SEVİYESİZLİKTEDİR" İmamoğlu: kurulmak istenen rejimin, kara düzenin, vurguncu sistemin ve Türkiye tarihinde asla kabul edilmeyecek mekanizmaların bizim tarihimizde ne bir yeri vardır ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır. mücadelemin adı tam olarak da budur. bakınız, ben 5 yaşından beri, sayın hakim, esnaflığı öğrenerek büyüdüm. esnaflığı öğrenmek çok kutsaldır. hiçbir fakülteye, hiçbir eğitim sahasına benzemez bu kadar uygulamalı bir süreç. eğer alabilecek kapasiteniz varsa, eğer iyi bir eğiticiniz varsa, eğer çevrenizdeki insanların esnaflık ruhuyla besleniyorsanız, hayatınızı en ulvi şekilde destekleyen bir süreçte hayata katılır ve yetişirsiniz. işte tam da böyle, ticareti, esnaflığı, tacir olmayı, kar ve zarar nedir, iyi bilirim. her esnafın, tacirin bir defteri vardır. o defterin iki sütunu vardır. bir yanda gelir, diğer yanda gider. t cetveli yani... her esnaf gelene de bakar, gidene de bakar. sonra hesabı kapatır, kar mı, zarar mı? iki tarafa da, t cetvelinin iki sütununa da bakar, böyle karar verir kâr mı, zarar mı diye. burada, 20 mahkemede de olduğu gibi, 20'ye yakın mahkemede de olduğu gibi, iddia makamının önünüze koyduğu defterin ise sadece tek bir sorunu var, bu sütun, sadece giderlerin yazıldığı sütundur. mazot, bakım, lastik; toplam 122.325 TL. yani burada dünyanın en büyük zulmünü, en büyük mezalimini, işkencesini yaşayan bizlerin bugün tam da burada, “ya mazot, bakım, lastik, neden bahsediyorsun Ekrem?” diye halkım düşünecektir. evet, mazot, bakım, lastik, yani toplam 122.305 TL gider sütununu yazmış olan bir iddianameyle karşı karşıyayız. açıkçası net ifadedir, bir başka iftiranameyle karşı karşıyayız. her mahkemede ifade ettiğim gibi burada da ifade ediyorum ki benim için iddia makamı yok hükmündedir. iddia makamı, türk yargısını temsil edemeyecek seviyesizliktedir. kar sütunu yine boş bırakılmış. yani eğer bir sanık buraya çıkıyorsa lehine olan ne varsa yine yok sayılmış ve gider sütunu üzerinde 122.305 liralık, tekrar ifade ediyorum, gülünç kısmını tekrar ifade etmekten de açıkçası biraz yüzüm kızarıyor ama yapacak bir şey yok, milletin adına, türk yargısı adına mazot, bakım, lastik toplam 122.305 TL. yine 12 yıl öncesine dönelim, hatırlatayım. o dönem, Beylikdüzü Belediyesi için belediye başkanı seçildiğimden birkaç ay sonra, aylık 7.200 TL bedelle araç kiralanmak üzereydi. yani bir belediye başkanına hizmet aracı olarak tasarlanan bir aracın aylık 7.200 TL bedelle kiralanması söz konusuydu. bunu ben hem dönem evrakında gördüm hem de bana araç gösterilerek aylık kirası ifade edildi. daha önce size söylediğim gibi, bugüne geldiğimizde daha iyi anlaşılması için hatırlatayım, aylık 200, yani o gün için 7.200 TL aracı yani bir minibüs makam aracı diye bugün çokça kullanma o zaman bu kadar fazla yoktu ama benim 2012'den beri, yani belediye başkanı olmadan önce kullandığım bir aracım var olduğu için biliyorum. bugün bedeli, aylık kirası 250.000-300.000 TL. yani bu kötü duruma düşürülen Türkiye'mizde, neredeyse 10 tane asgari ücret kadar aylık bedeli olan araç kiralamadan bahsediyor. bunu kabullenemedim, bir esnaf çocuğu, esnaf olarak ama daha da ötesi vatansever, kamucu bir belediye başkanı olarak bunu kabullenemedim ve kabul etmedim. “benim aracım var, milletin parasını harcamaya gerek yok.” dedim. olayın özü bu kadar basit. araç, 4 yıl 2 ay, yani 50 ay boyunca belediyenin hizmetinde kaldı. neyle? sıfır liralık kira bedeliyle, yani ücretsiz tahsisle. yani bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon TL, o dönem beylikdüzü belediyesinin cebinde kaldı. tekrar ediyorum, bugünün parasıyla 15 milyon TL belediyenin cebinde kaldı, kamunun kasasında kaldı. kamunun lehine çok özenli, çok güçlü, çok gerekli bir adım atıldı. araç kiralansaydı, bilgisi olmayanlar öğrensin diye ifade edeyim, mazotunu yine belediye ödeyecekti. yani mazot her halükarda ödenecek. bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu. sayın hakim, bu hesabın bir de görünmeyen bir tarafı var, aracımın yıpranması. yani bunun hesabını yapmıyoruz. ama 4 yılı aşkın sürede yapılan kilometre, ki binlerce kilometre, hatta on binlerce kilometre de diyebiliriz, düşen değer, aşınan motor, bunlar da hiç hesaplanmadı mesela. bu iftiranameyi hazırlayan, benim için yok hükmündeki, beni hiç şaşırtmayan bu iftiracı iddia makamları, her mahkemede yaptıkları gibi bunu yine hesaplamadılar, hiç bu işe bakmadılar, yapanı da dikkate almadılar.
İMAMOĞLU: UYAN EY HALKIM! AYAĞA KALK EY HALKIM! Beylikdüzü makam aracı davasının 2.duruşması başladı. geçtiğimiz celse Ekrem İmamoğlu dahil 8 kişi savunma yapmıştı. Fatih Keleş ve 3 kişinin savunma yapması beklenen ikinci duruşmada, öncelikle Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu: kıymetli halkımızı sevgiyle saygıyla selamlıyorum. geçen celse burada 1 saatten biraz fazla açıklamalarda bulundum, bugün de kısa bir beyanda bulunacağım. bugün buradayım, açıkçası böylesine hiçbir anlam ifade etmeyen ve bana göre hukuksuz bir mahkemeyle Türk yargısının meşgul edilmesini, sizlerin meşgul edilmesini, Ekrem İmamoğlu olarak bir vatandaş olarak asla kabul etmiyorum. buradayım çünkü muhatabı olduğum 20’ye yakın davanın son 2 yılda açılmasının yegane sebebinin ülkemizin başındaki otoriter zihniyetin makamını korumak için yargıyı araçsallaştırdığını, kanununa hukuka aykırı işlemleri yaptığını rakibini devre dışı bırakmak, muhaliflere hapse atmak adına araçlaştırılmış yargı düzeninin varlığını tekrar tekrar halkımıza buradan hatırlatıyorum. bu davaların hiçbiri hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir. tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak... bunun adı cumhurbaşkanı adayı olabilir, bunun adı muhalif belediye başkanı olabilir, bunun adı muhalif gazeteci olabilir, bunun adı muhalif düşünceye sahip insan olabilir; yani bana göre 87 milyonun büyük bir kısmı bu kavramın içine girebilir. dolayısıyla benim buradaki durumum açık ve net olarak ifade ediyorum ki milletimizin çok büyük bir bölümünü en az %75'ini %80'ini temsil ettiğini düşünüyorum. ancak hatırlatırım ki kaybeden milletimiz oluyor. yani kaybeden, esas zarara uğrayan, zararın bedelini maddi manevi ödeyen 87 milyon yurttaşımız oluyor. kişisel makam, mevkii, menfaati için yargıyı da kullanarak yürütülen bu operasyonların, yapılan vurgunların sadece son 5-6 yıldaki maliyetinin maddi olarak 600 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim. şurada gözümüzün önünde eriyen İstanbul menkul kıymetler borsasındaki Türkiye’nin gerçek tüzel kişilikleri gerçek şirketlerinin kaybı bile haftalar içerisinde trilyonları bulmuştur. bu kadar açık ve net bir vurgunla milletçe karşı karşıyayız. net olarak ifade ederim ki yoksullaştık. açlık sınırının altında hane sayısı neredeyse artık toplumun yarısından fazladır. ben buradayım çünkü. evet buradan haykırıyorum; uyan ey halkım, ayağa kalk ey halkım diye haykırıyorum. haykırmaya da devam edeceğim. hatta ekliyorum; korkma ey halkım diye de ifade ediyorum. bu benim sorumluluğum. çünkü ben 16 milyon dünyanın en güzel şehri İstanbul’un iradesini temsil ediyorum. çünkü ben 15.500.000 yurttaşımımızın sel olup akarak oy kullanan kullanıp ön seçimle cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği kişiyi, tarihte bir benzeri yoktur böylesi bir tecrit sürecinin, dolayısıyla sorumluluğumu biliyorum ve bu sorumluluğun yükünü taşımaktan da onur duyuyorum.
10
192
1,065
17,990
İMAMOĞLU: UYAN EY HALKIM! AYAĞA KALK EY HALKIM! Beylikdüzü makam aracı davasının 2.duruşması başladı. geçtiğimiz celse Ekrem İmamoğlu dahil 8 kişi savunma yapmıştı. Fatih Keleş ve 3 kişinin savunma yapması beklenen ikinci duruşmada, öncelikle Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu: kıymetli halkımızı sevgiyle saygıyla selamlıyorum. geçen celse burada 1 saatten biraz fazla açıklamalarda bulundum, bugün de kısa bir beyanda bulunacağım. bugün buradayım, açıkçası böylesine hiçbir anlam ifade etmeyen ve bana göre hukuksuz bir mahkemeyle Türk yargısının meşgul edilmesini, sizlerin meşgul edilmesini, Ekrem İmamoğlu olarak bir vatandaş olarak asla kabul etmiyorum. buradayım çünkü muhatabı olduğum 20’ye yakın davanın son 2 yılda açılmasının yegane sebebinin ülkemizin başındaki otoriter zihniyetin makamını korumak için yargıyı araçsallaştırdığını, kanununa hukuka aykırı işlemleri yaptığını rakibini devre dışı bırakmak, muhaliflere hapse atmak adına araçlaştırılmış yargı düzeninin varlığını tekrar tekrar halkımıza buradan hatırlatıyorum. bu davaların hiçbiri hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir. tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak... bunun adı cumhurbaşkanı adayı olabilir, bunun adı muhalif belediye başkanı olabilir, bunun adı muhalif gazeteci olabilir, bunun adı muhalif düşünceye sahip insan olabilir; yani bana göre 87 milyonun büyük bir kısmı bu kavramın içine girebilir. dolayısıyla benim buradaki durumum açık ve net olarak ifade ediyorum ki milletimizin çok büyük bir bölümünü en az %75'ini %80'ini temsil ettiğini düşünüyorum. ancak hatırlatırım ki kaybeden milletimiz oluyor. yani kaybeden, esas zarara uğrayan, zararın bedelini maddi manevi ödeyen 87 milyon yurttaşımız oluyor. kişisel makam, mevkii, menfaati için yargıyı da kullanarak yürütülen bu operasyonların, yapılan vurgunların sadece son 5-6 yıldaki maliyetinin maddi olarak 600 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim. şurada gözümüzün önünde eriyen İstanbul menkul kıymetler borsasındaki Türkiye’nin gerçek tüzel kişilikleri gerçek şirketlerinin kaybı bile haftalar içerisinde trilyonları bulmuştur. bu kadar açık ve net bir vurgunla milletçe karşı karşıyayız. net olarak ifade ederim ki yoksullaştık. açlık sınırının altında hane sayısı neredeyse artık toplumun yarısından fazladır. ben buradayım çünkü. evet buradan haykırıyorum; uyan ey halkım, ayağa kalk ey halkım diye haykırıyorum. haykırmaya da devam edeceğim. hatta ekliyorum; korkma ey halkım diye de ifade ediyorum. bu benim sorumluluğum. çünkü ben 16 milyon dünyanın en güzel şehri İstanbul’un iradesini temsil ediyorum. çünkü ben 15.500.000 yurttaşımımızın sel olup akarak oy kullanan kullanıp ön seçimle cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği kişiyi, tarihte bir benzeri yoktur böylesi bir tecrit sürecinin, dolayısıyla sorumluluğumu biliyorum ve bu sorumluluğun yükünü taşımaktan da onur duyuyorum.
84
307
2,111
39,338
Gamze Altunay retweeted
Halk TV muhabiri Gamze Altunay, İBB Davası duruşmalarını ilk günden itibaren Silivri'de takip etti. Halk TV'ye kayyım atanması nedeniyle, İmamoğlu'nun savunmasının ilk gününü takip edemedi... "En çok hazırlık yaptığımız gün, yayınları nasıl yapalım diye düşünürken kayyım geldiği telefonuyla uyandım saat beşte, Silivri'ye gitmeyi hazırlanırken... Savunmayı dinleyemedim. Bu gazeteciliğin kara lekesidir."
19
516
4,694
43,150
Gamze Altunay retweeted
Bu akşamki Halk TV ile dayanışma mitinginden bir kare:
21
60
807
7,796
Halk TV’ye emek veren, sahada olan, haber peşinde koşan arkadaşlarım elbet bir yolunu bulacaklar.
11
38
608
8,646
Halk Tv binası önünde son kez… tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz!
68
181
2,746
24,969
Gamze Altunay retweeted
Her daim, gururla... #halktv
1
12
130
2,018
bekliyoruz
kayyumun 1.haftasında, bugün 19:30’da Halk Tv binası önünde buluşuyoruz.
43
97
1,207
14,806
Gamze Altunay retweeted
Halk Tv’ye destek günü. Saat 19’da binamızın önünde buluşalım.
41
67
761
68,569
kayyumun 1.haftasında, bugün 19:30’da Halk Tv binası önünde buluşuyoruz.
69
289
2,179
59,486