Konuşmayı sevmediğim bir hadisedir.Gürcistan'da uğradığımız saldırı. "Bir gün yazacağım" diyorum ama işte Levent gitti bile.Yarının ne getireceğini kim bilir? Ama işte hayatın büyüsü de bu. O gün bizi o arabada buluşturdu. Levent, Güray, Cumhur ve Hilmi. Aslında biz o gün öldük.
Abartmıyorum, gerçekten ölmüş olmalıydık. Onca kurşun yağmurundan sağ çıkmak bir mucizeydi. Çıktık. Üç aslan kardeşimle birlikte araçtan çıktık, birlikte kaldık, dayanışma gösterdik. Cumhur çekimleri yaptı, Güray yardım istedi, ben Levent'in yarasını sardım. Rus-Oset askerler geldi, Levent hastanede tedavi altına alındı, sonra bizi Şinvali merkezine götürdük, kırık vizörden Cumhur çekti, ben anlattım. Ölüm ve yaşamın ortasında gazetecilik. En güçlü ve en cesur hissettiğimiz yer. Levent'e sığınaktaki ameliyathanede müdahale imkanı sınırlıydı onları Vladikafkas'a naklettiler. Dahası sonranın konusu. Ama o cehennemden kurtulduk. Çok kabuslar gördüm devamında.
Sonra dördümüz hiç bir araya gelmedik galiba.
Gazetecilik, muhabirlik çok acayip bir şey. Alandaysan hiç dünün yok, hep bugün. Yarın allah kerim. Levent o gün orada gözünü kaybetti. En heybetli haliyle arabanın önünde oturuyordu. Ben de yanındaydım. Cumhur ile Güray arkada. Ama NTV'ye saat başı telefon bağlantısı yapacağım diye arkaya geçtim ve birkaç dakika sonra ateş başladı, Gori'den Şinvali'ye geçmişiz o esnada. Hayat ve gazetecilik aşkı. Dedim ya hikaye çok uzun. Levent seni hiç unutmayacağım kardeşim. Yattığın yer incinmesin.
@cumhur_catkaya @gurayervin buluşalım.