I don't care anymore..

X ne yazık ki Elon Musk'ın satın almasından sonra beklendiği gibi ifade özgürlüğünün olduğu, bot hesapların, nefret ve yalan propagandanın engellendiği bir ortam değil, tam tersine algoritmasının meta'ya rahmet okuttuğu, muhalif seslerin kısılıp azgın azınlığın desteklendiği bir+
2
5
1,048
Emre Kan retweeted
Hint ordusu top atışı yapıyor. Amaç düşmanı güldürerek öldürmek.
231
236
2,961
265,595
Acaba Altay tankını da MKE'ye devretsek, hibrit-mibrit seri üretime sokarlardı belki de.. Güçhan KMO, Dağhan ZMA, Yatağan AMT (Altay-E)
GÜNEŞ UFUKTAN ŞİMDİ DOĞAR! #DAĞHAN Elektrikli Zırhlı Muharebe aracı DAĞHAN, yüksek manevra kabiliyeti ve sessiz harekât yeteneği ile en zorlu arazi koşullarında üstün kritik görev başarısı sağlar. @tcsavunma #MillîGüçMKE 🦾🚀🇹🇷
3
121
Emre Kan retweeted
“Türkiye’de sağ veya sol yoktur. Ortada büyük bir pasta vardır. Bu pastanın sağından yiyene SAĞCI, solundan yiyene de SOLCU denir.” Cemil Meriç
85
1,601
7,077
133,430
Emre Kan retweeted
Belediye yolsuzluklarından Fon Vurgununa kadar her meselede karşımıza çıkan gerçek: Ülkede denetim mekanizmaları çalışmıyor. Nedenini bulun, sistemi yeniden kurgulayın, işlevsiz kurumları gerekirse yıkıp yeniden kurun..
18
71
305
8,169
Bu kampanyayı imzalayıp yayalım... 1821 Mora ve Tripoliçe Katliamı'nı Anma Günü ilan edilsin - Kampanyaya imza ver! c.org/rwsX8WXWRc
3
63
Emre Kan retweeted
YUNANLARIN İTİNAYLA GİZLENEN KANLI TARİHİ 23 Eylül 1821, Tripoliçe. Türkler bu tarihi unutmamalı. Tarihçi Sonyel, bu tarihi Türklere yapılan soykırım günü olarak niteliyor. 1821 Mart ayında Mora’da tahmini olarak 50.000’e yakın Türk yaşadığını, bir ay sonra Mora'da tek bir Türkün dahi kalmadığını belirtir. Yunanistan'ın resmi anlatısında bu tarih "kurtuluş" olarak geçer. Belgeler, arşivler ve dönemin tanıklıkları ise çok farklı bir tablo ortaya koyar. Tarihçi S. R. Sonyel, İngiliz arşivlerine dayanan çalışmasında, Mart 1821'de Mora'da yaklaşık 50 bin Türk'ün yaşadığını kaydeder. Bir ay sonra, Rumlar Paskalya'yı kutlarken yarımadada neredeyse tek bir Türk bile kalmamıştı. İsyanın hedefi açıktı: "Mora'da Türk kalmayacak." Kalavrita'dan Navarin'e, Korint'ten Atina'ya uzanan katliamlar zinciri Tripoliçe'de doruğa ulaştı. Kuşatma altındaki şehir teslim olduğunda sivillere güvenlik sözü verildi. Ardından üç gün boyunca katliam yaşandı. Kadın, çocuk, yaşlı ve erkekler ayrılmadı. Kolokotronis'in kendi hatıratındaki ifade, yaşananların boyutunu gösteriyordu: Sokaklardan geçerken atının ayakları yere basacak yer bulamıyordu. İngiliz tarihçi William St Clair, Mora'daki Türk nüfusun nasıl ortadan kaldırıldığını ayrıntılarıyla anlatır: Çiftliklerdeki aileler evlerinde öldürüldü, kasabalara kaçan kafileler yolda saldırıya uğradı, teslim olanlara verilen güvenlik sözleri tutulmadı. Yahudi cemaati de katliamın kurbanları arasındaydı. Bu tabloya Avrupalı tanıklar da şahit oldu. Alman doktor Wilhelm Boldemann'ın yaşananların dehşeti karşısında intihar ettiği yönündeki kayıtlar, dönemin Avrupalı tanıklıkları arasında yer alır. Ancak mesele insanların katledilmesinden çok daha fazlasıydı. Camiler yıkıldı, vakıflar yağmalandı, mezarlıklar açıldı ve kemikler yakıldı. Amaç, Mora'daki Türk ve Müslüman nüfusu ortadan kaldırmanın ötesinde, bu nüfusun geçmişine ve kültürel varlığına ait izleri de silmekti. Sonyel, bu tabloyu değerlendirirken soykırımın temel unsurlarının burada görüldüğünü belirtir: Kasıt, sistematik uygulama ve belirli bir topluluğun fiziksel ve kültürel varlığının ortadan kaldırılması. Yunanların, 23 Eylül 1821'i bir "kurtuluş" tarihi olarak anlatması, yaşananların önemli bir bölümünü tarihten silmek demektir. Bugün Kolokotronis'in heykelleri Yunanistan'ın meydanlarında duruyor. Tripoliçe'de katledilen binlerce Türk ve Müslüman ise bu anlatının dışında bırakılıyor. 23 Eylül, Türklerin unutmaması gereken gündür.
48
663
1,543
21,872
Emre Kan retweeted
THE FORGOTTEN GENOCIDE: HOW THE "GREEK REVOLUTION" ERASED AN ENTIRE PEOPLE The slogan was explicit: "Not a single Turk must remain in the Morea." Genocide... 23 September 1821, Tripolitsa. The date is remembered in Greece as part of a "liberation". The surviving records tell a far darker story. Historian S.R. Sonyel, drawing on British archives, records that around 50,000 Turkish lived in the Peloponnese in March 1821. By the time Greeks celebrated Easter a month later, the Turkish population had been almost entirely wiped out. The slogan was explicit: "Not a single Turk must remain in the Morea." This was not confined to Tripolitsa. Historian Stanford Shaw highlights that the massacres were not limited to Tripolitsa. From Kalavryta and Patras to Navarino, Corinth, Athens and Kalamata, Muslim communities were attacked, expelled or massacred. Villages were burned, refugees were intercepted on the roads, and those who surrendered after being promised safety were often killed anyway. British historian William St Clair records that more than 20,000 Turkish men, women and children were deliberately killed within weeks. Families living on isolated farms were slaughtered and their homes burned over their bodies. In some towns, starving Muslims surrendered after receiving promises of protection. The men were killed, while women and children were enslaved and later killed. Then came Tripolitsa. After the city fell, a three-day massacre followed. St Clair records that more than 10,000 Turks were killed between Friday and Sunday. Prisoners were tortured, mutilated and burned. Pregnant women were murdered. Children and the elderly were not spared. The Jewish community was also systematically attacked. Contemporary European observers witnessed the carnage. The scale of the slaughter shocked even some European philhellenes who had come to support the "Greek cause". German doctor Wilhelm Boldemann, horrified by what he witnessed, is reported in contemporary accounts to have taken his own life by poisoning himself. The destruction went beyond human lives. Turkish property was seized, charitable foundations were plundered, mosques were desecrated and destroyed, cemeteries were violated, and the physical traces of a centuries-old Muslim presence were systematically erased. Sonyel argues that the massacres bore the essential characteristics of genocide: intent, systematic extermination, the destruction of entire communities and the obliteration of their cultural presence. Other scholarship has likewise described aspects of the destruction of the Morean Turks as genocide. And the evidence did not come only from Turkish sources. St Clair's account describes the Turks of Greece as disappearing "suddenly and finally" in the spring of 1821, while European observers later found it difficult to believe that large Turkish communities had once lived throughout the Peloponnese. This is the part of the "Greek Revolution" that the heroic liberation narrative leaves out. A people who had lived across the Peloponnese for generations was destroyed, its property confiscated and its cultural traces erased. 23 September should be remembered as the day Tripolitsa became a symbol of the destruction of an entire community.
81
1,254
4,025
52,783
1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir. Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir. Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
470
6,611
20,401
1,541,290
YUNAN MİLLİ MARŞI'NIN SÖZLERİNİ OKUDUNUZ MU? TRİPOLİÇE'DE 40 BİN TÜRK'E YAPILAN SOYKIRIMIN SÖZLERİ BUNLAR. BİR VAHŞET ÇAĞRISI... Hiç bir ülkenin milli marşı soykırım üzerine kurulmaz. Yunanistan milli Marşı’nın sözlerini okuyunca insanın tüpleri ürperiyor. Öyle bir vahşet çağrısı. Öyle bir ırkçı nefret çağrısı. Bir ulusun değerleri olmalı. İsrail’le neden ortak olduklarını bu cümleleri okuyunca görüyorsunuz. Gazze’deki vahşetin aynısı. Ve bu cümlelerin tamamı, Türklere yönelik Trpoliçe katliamını anlatıyor. Utanç verici. OKUYUN... Derin okyanus, işte böyle uğuldasın isterdim Ve dalgasında boğulsun, her Türk tohumu Neden muharebe yavaşladı bir an? Neden azaldı dökülen kan? Hem palaskalar hem kılıçlar Etrafa saçılmış beyinlere, Baştanbaşa yarılmış kafataslarına, Kımıl kımıl oynayan iç organlarına bulanmış. Köpekler azalıyorlardı Ve Allah diye bağırıyorlardı, Allah! Fakat Hıristiyanların dudakları daha doğruydu; Ateş diye bağırıyorlardı Ateş! Aslanlar gibi vuruşuyorlardı Hep Ateş diye bağırıyorlardı Ve pislikler ölüyorlardı. Allah! Diye böğürerek.. Pis kanları nehir olmuş Ovada akmakta Masum otlar su yerine Kan içmekte. En cesurları sarsıldı. Kör adımlarıyla, Korint’ten kovuldular Saklandılar ve kaçtılar. Ölüm meleğini gönderir. Kıtlık ve hastalıkla dolar, İskelete benzer şekilleri Yürürler öyle yan yana. Çimlerin üzerinde uzanıyor Ve her yerde ölüyorlardı. Sefil ve umutsuzca Bu terk edilmiş sefil artıklar. .... OKUDUNUZ MU? İşte o Tripoliçe soykırımı. 21-25 Eylül 1821 tarihleri arasında, Rumlar, Yunanlılar, yüzyıllarca unutulmayacak bir katliama imza attı. Tripoliçe’ye girdiler. 40 bine yakın Türk'ün tamamını 3 gün boyunca kesip biçtiler. Biz bunlarla mı "dost" olacağız! trhaber.com.tr/gundem/mora-d…
433
3,407
7,030
130,647
"Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi." Yunanlar tarafından Türklere yönelik gerçekleştirilen Tripoliçe Katliamı - 23 Eylül 1821.
127
3,178
10,148
503,701
I can't belive Saudi Arabia had the audacity to sell U.S. taxpayer funded plane and its tech secrets to China! Oh wait...
35
87
1,707
93,371
Emre Kan retweeted
23 EYLÜL 1821 Tripoliçe şehir düştü. On binlerce Türk vahşice katledildi. Ve katliam, şehir düştüğü anda bitmedi. Tam tersine günlerce sürdü. Kadınlar. Çocuklar. Bebekler. Yaşlılar. Yunan isyancıları ve Filhelen destekçileri tarafından Tripoliçe’deki Türklerin tamamı vahşice katledildi. Tarihçiler kesin bir rakam veremiyor ama kaynaklar onbinlerce insandan söz ediyor.  Kolokotronis kendi anlatımında, şehre girdiğinde atının  yere basmadığını, heryerin katledilen Türklerin cesetlerle kaplı olduğunu söyler. İngiliz tarihçi William St Clair ise Mora’daki kıyımın, öldürülecek Türk kalmayınca sona erdiğini yazar. Ama iş insanları öldürmekle bitmedi. Mezarlıklar yıkıldı. Camiler yok edildi. Evler, eserler, iz bırakan her şey silindi. Sanki orada hiçbir Türk hiç yaşamamış gibi. Bir halk, hafızadan da silinmeye çalışıldı. 23 Eylül. 1821’de Tripoliçe’de öldürülen sivilleri hatırlamak için bir gün. Tarih, yalnızca taç giyenleri değil, mezarı bile bırakılmayanları da anlatmak zorundadır. Tripoliçe’nin kadınlarını, çocuklarını, bebeklerini, yaşlılarını ve şehirde vahşice katledilen onbinlerce insanı unutmayalım. 23 Eylül 1821 Tripoliçe Katliamı. Unutmak tarih değildir. Hatırlamak, intikam değil hafızadır. @tcbestepe @MFATurkiye 23 Eylül 1821 - Tripoliçe Soykırımı Ulusal Anma Günü ilan edilsin!
121
1,604
3,566
161,064
Emre Kan retweeted
Greece claims 10 miles of airspace over only 6 miles of territorial sea. No other country does this. When a Turkish jet flies 8 miles off a Greek island, Athens calls it a "violation" while Washington and Ankara say it's international airspace. That's how thousands of "violations" are made every year.
89
324
2,151
124,804
Emre Kan retweeted
23 Eylül 1821 - Tripoliçe Soykırımı Yunanistan anakarasındaki Türklerin Soykırımı Ulusal Anma Günü ilan edilsin! Destekle, bu yıl bu anma günü başlasın! @tcbestepe @MFATurkiye
77
1,007
3,162
179,024
Emre Kan retweeted
The documents and photographs we have released from our Ministry’s archives once again reveal the atrocities committed by the Greek Army in Anatolia between 1919 and 1922. During their occupation of Anatolia and subsequent retreat, Greek forces pursued a systematic policy of destruction—a fact recognized in the Lausanne Peace Treaty and various international reports. The records we are sharing hereby serve as a harrowing example of a massacre perpetrated against the Turkish civilian population in a village near Bursa.
101
1,065
3,237
138,803
Emre Kan retweeted
The scale of the atrocities committed by the Greek army during its 1919–1922 occupation of Anatolia was staggering. The Turkish Foreign Ministry has now released footage documenting massacres of civilians during the Greek occupation and its retreat. The 1923 Treaty of Lausanne, signed by Greece, formally closed this chapter and regulated the consequences of the war, including the compulsory population exchange. For a century, Greek narratives have denied or downplayed these atrocities, while portraying the Turks as the aggressors for resisting the occupation and refusing to allow a "peaceful" Greek advance. A century of denial cannot erase the record: Greece signed Lausanne after the occupation, the massacres and the devastation of Anatolia had already taken place.
🚨 SONDAKİKA Dışişleri Bakanlığı, Yunan ordusunun Anadolu’yu işgali sırasında ve geri çekilirken sivil halka yönelik katliamlarına ait görüntüleri yayımladı.
14
152
601
27,245
Bakanlığımızın arşivinden yayımladığımız belge ve fotoğraflar, 1919-1922 yılları arasında Yunan ordusunun Anadolu’daki mezalimini bir kez daha gözler önüne seriyor. ​Yunan kuvvetleri Anadolu'yu işgali sırasında ve geri çekilirken, Lozan Barış Antlaşması ve uluslararası raporlarla da kabul edilen sistematik bir imha politikası yürütmüştür. ​Paylaştığımız bu kayıtlar; Bursa civarındaki bir köyde Türk sivil halka yönelik gerçekleştirilen katliamın acı bir örneğidir.
187
2,410
6,967
403,519
Megali Idea was not that mega after all. Ended in the cold and breezy waters of Çeşme in agony. It was an inglorious end to almost a century of expansionist Greek dreams #9Eylül #9Eylül1922 #izmir #100yıl #9eylülizmirinkurtuluşu
2
10
41
958