Gençliğimde çok şey söylemişti William Shakespeare’in MEB tercümeleri…
Bakalım ihtiyarlığımda ne söyleyecek @ketebe 'nin tam tekmil Şekerpâre tercümesi…
İnsanlık tarihini yalnızca savaşlar, imparatorluklar, modernite ve kapitalizm üzerinden okumak yeterli mi?
Dipesh Chakrabarty’nin Gezegen Çağında Tarihin İklimi kitabı, insan ile doğa arasındaki sınırları yeniden düşünmeye çağırıyor. İklim krizi ve Antroposen üzerinden şu soruyu gündeme getiriyor:
İnsan, ne zaman gezegenin jeolojik süreçlerini değiştirebilecek bir güce dönüştü?
Tarih artık yalnızca insanın hikâyesi değil; gezegenin, yaşamın ve insanın ortak hikâyesi olarak yeniden düşünülüyor.
ketebe.com/gezegen-caginda-t…
Historiyografi Dizisi, geçmişi olayların ötesine geçerek düşünme ve yazma biçimlerimiz üzerinden sorgulayan temel metinleri bir araya getiriyor.
Dizi, klasik metinlerden güncel tartışmalara uzanarak, tarihe bakışımızı derinleştirecek kuramsal bir zemin sunuyor.
Prof. Dr. Ali Şükrü Çoruk’tan (@alisukrucoruk) iki özgün çalışma: “İmparatorluk Yıkılırken Edebiyat” ve “İmparatorluk Yıkılırken Toplum ve Siyaset”. Okuması keyifli, bilgilendirici ve ufu açıcı kitaplar:
📚YENİ / Avrupa'nın Bir Parçası
Mısır edebiyatının vicdanı Radvâ Âşûr, silinen hafızayı gün yüzüne çıkarıyor. Roman ve belgesel anlatı arasında gezinen eser; bireysel hafızayla toplumsal tarihin, Kahire ile Filistin’in yaralarının birliğini gösteriyor.
Ketebe yayınları Sheakspare’nin 12 yapıtını 1650 sayfalık tek kitapta toplamış. Çeviriyi yapan İrem Uzunhasanoğlu ünlü yazarın kudretini şu satırlarla çok güzel özetlemiş: “William Shakespeare dünyaya gözlerini açtığında, komşu evin dört çocuğu da kara ölümün kollarına teslim olmuştu. Mucize, bu küçük kasabada herkes ölürken Shakespeare’in hayatta kalmasıyla başladı. Elli iki sene yaşadı; otuz sekiz oyun, yüz elli dört sone ve beş şiir yazdı. Dünyayı gezmedi, hatta doğduğu adadan dışarı bile çıkmadı. Öldüğünde, elli iki yıl evvel vaftiz edildiği kiliseye gömüldü. Ancak Danimarka Krallığı’nda “çürümüş bir şeyler” olduğunu, İngiliz sarayındaki entrikaları, Napoli’de haince devrilen kralı, Verona’daki düşman aileleri, Kıbrıs’ta savaşan komutanı bize o anlattı. O, gerçek bir mucizeydi.” @ketebe
Tanrı Üzerine Konuşmak, inanç krizinin ardında dijitalleşmeyle çöken dikkati ve yok olan tefekkürü gösteriyor.
Byung-Chul Han, Simone Weil eşliğinde gürültücü benliği susturup saf dikkatle yeniden dua edebilmeyi çağırıyor.
Blucin Devrinin Çocukları'nın gerçek ve trajik hikayesi...
Katı olan her şey buharlaşıyor, fakat kot pantolonlar, bir ölünün üzerinde bile ilk günkü gibi yeni duruyor...
@ketebe
Radikalleşme Bilmecesi, bireyi şiddete yönelten psikolojik, toplumsal ve dijital dinamikleri çözümlüyor. Nedim Havle, bu karmaşık süreci tek bir nedene indirgemeden, insan davranışının derinlikleriyle ele alıyor.
“tanrı’ya ulaşmanın yolu daha fazla bilgi edinmek değil, dikkati ve benliği dönüştürmektir.”
chul han’ın, simone weil’in düşünce dünyasıyla kurduğu diyalog üzerinden çağımızın anlam ve tüketim krizini sorguladığı kitabı “tanrı üzerine konuşmak” modern insanın yitirdiği aşkınlık duygusunun bir anlamda izini sürüyor. kısa fakat yoğun bir metin.