Son zamanlarda çokça yazılıp çizilen konulara ilişkin söylenecek sözlerden ziyade, insanların bu denli nasıl seviyesizleşebildiğini düşünmekten kendini alamıyor insan.
Seçimlere girilir; kazanılır ya da kaybedilir. Her iki sonuç da demokratik teamüllerin doğal bir gereğidir. Ancak bu sonuçlara saygı duymayanlar, yalnızca demokrasiye değil; birlikte yol yürüdükleri insanlara, geçmişlerini emanet ettikleri arkadaşlarına, çıktıkları yolda savundukları değerlere ve en önemlisi kendilerine olan saygılarını da kaybetmişlerdir.
Zaman geçer, yaşanan pek çok şey unutulur. Ancak atılan iftiraların, söylenen yalanların ve bilinçli şekilde yürütülen itibarsızlaştırma çabalarının bıraktığı izler kolay kolay silinmez.
“Edep yahu!” dediğimiz anlar oldu. “Bu kadarı da olmaz!” diye hayret ettiğimiz zamanlar da… Ne yazık ki bugün, artık hiçbir şeye şaşırmadığımız bir noktaya geldik.
İnsan, öfkelendiğinde de kaybettiğinde de hayal kırıklığına uğradığında da karakterinden ödün vermemelidir. Çünkü asıl mesele kazanırken nasıl davrandığınız değil, kaybettiğinizde nasıl bir duruş sergilediğinizdir.
Unutulmamalıdır ki herkes söyledikleriyle, yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla kendi karakterini ortaya koyar. İftira atan, karşısındakinin itibarını değil, kendi ahlakını tartışmaya açar.
Günün sonunda makamlar, unvanlar, seçimler ve tartışmalar geride kalır. Geriye yalnızca insanın duruşu, ahlakı ve bıraktığı iz kalır.
Edep, her şeyden önce insanın kendisine duyduğu saygıdır…