ACI ama GERÇEK: ÇÜRÜYORUZ
√ Türkiye'de sistem haklı olmanın yolunu güçlü olmada arayan ahlaksız, namussuz, şerefsiz ve hayasız yığınlar üretiyor.
√ Türkiye'de sistem kötülüklerin haber değerini endüstriyel bir rızık kapısına dönüştürerek iyilikleri imha ediyor, her türlü sapkınlığı meşrulaştırarak yaşam ve düşünce biçimine dönüştürüyor, masumiyet ve meşruiyete hayat hakkı tanımıyor.
√ Güçlülerin azgınlıkları ve zayıfların zaafiyetleri arasında bütün değerleri imhâ eden bir aşırılıklar çağıdır yaşadığımız;
• Korkunç boyutlara ulaşan ahlâkî çürüme ve yozlaşma,
• Endüstriye dönüşen suç ve ışık hızıyla yayılan örgütlü kötülükler,
• Gırtlağına kadar politize olmuş ve hiçbir kutsalı kalmamış yığınlar,
• Kaybedilmiş bir medeniyet savaşı ve yıkıma uğramış bir millet,
• Haklı olmanın yolunu güçlü olmada ve güçlü olmanın yolunu ahlaksızlıkta arayan geniş kitleler,
• Tüm değerleri yıkıma uğratan aşırılıkları yaşam ve düşünce biçimine dönüştüren kalabalıklar,
• Kendi karanlığıyla hesaplaşmak yerine ötekini aydınlatmaya çalışan, devlet aygıtına şerîk olmak üzere merdiven altında paralel din üretip insanları Allah'a değil otoritesine davet edenler ...
√ Siyaset kurumu bu gidişata dur demek yerine seçimden seçime safları sıklaştırmak üzere yol aramakla meşgul.
√ Sosyal medyanın önlemeyen yıkıcı etkileri, alın teri dökmeden paradan para kazanan hovarda mirasyedilik, yasal bahis, yasadışı kumar, sentetik uyuşturucu, fuhuş, fuhuş amaçlı kadın ticareti, tefecilik, dolandırıcılık, siber suç endüstrisi, dijital fahişelik, kayıtdışı siyaset, futbolda bahis şikesi, hayali ticaret, ponzi sistemli saadet zincirlerini işleten paravan şirketler, kumarhane muamelesi yapılan finansal piyasalar, borsa manipülasyonları, finansal piyasa fahişeliği, rüşvet, ihaleye fesat, irtikap, kamu hazinesine tecavüz, Belediye batakhaneciliği, çıkar amaçlı suç örgütleri; ilk defa cinsel ilişkiye girme, uyuşturucu, alkol ve sigara kullanım yaşının 14'e gerilemiş olması neden kalplerde kıyametler koparıp ruhlarda ürperti yaratmıyor?
√ Ticarî ve politik olanla ahlâkî ve dinî olanın savaşını kaybettik. Bu yüzyıl kaybedilen bu savaşın acı sonuçlarına katlanmakla geçecek. Çürümüşlüğün, yozlaşmanın ve ahlaksızlığın görünmeyen ve ölçülemeyen yüzü her gün kaç bin ruhta
#deprem yıkımı üretiyor sessizce?
√ Teröre verdiğimiz kurbanların on bin katını ahlâksızlığa kurban veriyoruz her gün! Neden ıslah etmeye matuf bir eylem pratiği devlet politikasına dönüşmüyor?
√ Eğer siyaset kurumu "Yatırım, Üretim, İstihdam, İhracat" kadar "Ahlâk ve Maneviyat" merkezli bir dönüşümü varlık nedenine dönüştürseydi toplum bu kadar bozguna uğrar mıydı?
√ Haklı olmanın yolunu güçlü olmada arayan ve güçlü olmak için her türlü ahlaksızlığı yaşam ve düşünce biçimine dönüştüren bu yığınlar kimin eseridir?
√ Suçu endüstriyel bir rızık kapısına dönüştüren yığınların yağmasından bu ülkeyi kimler kurtaracak?
√ Bedeninden başka hiçbir sermayesi olmayan fahişelerin, suçluların, hırsızların ve ahlaksızların itibar gördüğü bir ülkeyi yıkıma uğramaktan alıkoyacak hiçbir ahlâkî ilke ve kutsal öğretinin olmadığı bilinmiyor mu?
√ İslam'la Kemalizm'i barıştırmaya kurban edilen insan, imkân, zaman ve mekân gibi eşsiz nimetleri amacı dışında kullanan bir akıl ve irade ile yazılabilir bir başarı hikâyesi olabilir mi?
√ İnsan olmanın haysiyetine yakışan bir yücelik makamının ihtişamına sahip ve tâlip bir topluluk yerine seçimden seçime safları sıklaştırmada acımasızca kullanılan politik holigan ve ideolojik militanların bu ülke için ürettiği tehdit görülmüyor mu?
√ Ticarî ve politik olanın ahlâkî olana tercih edildiği bir topluluğun şerrinden emin ve hayrına kefil olmak mümkün mü?
√ Neden devlet ve milleti ahlâk ve adâlet ekseninde yapısal olarak dönüşüme tabi tutacak politikalar üretilmiyor?
Şimdi degilse ne zaman?