Okul koridorlarında yükselen bu vahşetler, sadece bir güvenlik zafiyeti değil, toplumsal bir omurga kırılmasıdır. Çocukların eline o silahları veren; ekranlardaki zorba güzellemeleri, aile disiplinini “baskı” sanıp terk etmesi ve en önemlisi hukukun “yaş” zırhı ardına saklanan cezasızlık kültürüdür.
Bir cana kasteden, kendi dokunulmazlığını o an kaybetmiş demektir. Caydırıcılık; suçluyu topluma kazandırma masallarıyla değil, işlenen suçun ağırlığına denk gelen mutlak bir kısas ve sarsıcı bir bedel ile sağlanır. Adalet, suçluya acıyarak değil, masumu koruyup zalimi sindirerek tecelli eder.
Suçun yaşına değil, açtığı yaranın derinliğine bakılır. Masumu korumayan merhamet, zalimin en sadık suç ortağıdır.