Son aylarda çok yoğun bir şekilde yapılan bir tartışma var, bu tartışma bu hafta daha da yoğunlaştı. O da, yapay zeka konusundaki yapay zeka kurumlarının liderlerinin yaptığı açıklamalar, buralarda çalışan mühendislerin yaptığı açıklamalar.
Burada dikkat edilmesi gereken şey şu: Dünyanın en büyük krizleri, en büyük savaşları belli ülkeleri, belli bölgeleri, belli blokları tehdit etmiştir. Fakat şimdi yapay zeka ile ilgili olarak yapılan bu uyarılar bütün bir insanlığı tehdit eden gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. O sebeple de gerek siyasilerden, Batı’daki siyasilerden gerekse bu konuda çalışanlardan, yapay zeka çalışmalarının yavaşlatılması, kurallarının ve prensiplerinin doğru bir şekilde belirlenmesi konusunda çok güçlü çağrılar gelmeye devam ediyor.
Nitekim Gazze'de yapay zekanın kitlesel katliamda kullanıldığına dair pek çok haber çıkmıştı. Şimdi ise daha başka bir durumla karşı karşıyayız, yapay zekanın kendisini üreten insanlardan bağımsız olarak hareket ettiği, silah üretmeye çalıştığı, istihbari faaliyetler içerisine girdiği ve insanın kontrolünden çıkmaya dönük birtakım zeminler oluşturmaya çalıştığına dair çok yönlü açıklamalar son 1 hafta içerisinde, 10 gün içerisinde, 1 ay içerisinde çok yoğun bir şekilde geliyor.
Devletler yapay zeka konusunda birbiriyle yarışırken aslında o yarışın dışında yapay zeka ajanlarının, yapay zeka unsurlarının insanlığı tehdit edecek bir hale geldiği de birdenbire fark edilmiş gibi davranılıyor.
Bu çerçevede bakıldığında tabii ki Türkiye bu yapay zeka yarışının dışında kalmayacaktır ama aynı zamanda da bunların ilkelerinin belirlenmesi, insanlık için tehdit olacak şekilde yönetilmemesi, bu yarışın sonunda insanın özgürlüğünün ve bağımsızlığının ortadan kalktığı bir atmosferin oluşmaması için de bu ilkelerin oluşacağı zeminlerde Türkiye güçlü inisiyatifler ortaya koymaya çalışacaktır, bunun için uğraşacaktır.