AKP ve devlet bürokrasisindeki vurguncuları fon soygununa dahil eden aracı kişi olduğu öne sürülen Erdin Özel kısa, önceden çalışılmış savcılık ifadesinde hiçbir şey söylememiş desek yeridir.
Zaten savcılık da merak edip bir şey sormamış.
Milyarlarca liralık fonları yöneten bir portföy yönetim şirketinin SPK lisansı olmayan yönetim kurulu başkanı iken tutuklanan Erdin Özel önceden çalış(tır)ıldığı belli olan savcılık sorgusunda kararların kurumsal süreçlerle alındığını vurgulama, hisse yatırımlarını ekonomik beklentilerle açıklama ve fon ödemelerindeki aksaklıkları operasyonel sorunlarla ilişkilendirme çerçevesiyle kendi sorumluluğunu bu üç alanda sınırlandırmaya çalışmış.
1) Özel, ifadesinde Tera Portföy’de alım-satım kararlarının tek bir kişinin fikri, yönlendirmesi, emri veya talimatıyla alınmadığını; araştırma raporları, fizibilite çalışmaları ve ilgili organların değerlendirmeleri doğrultusunda işlem yapıldığını söylüyor.
Kararların kurumsal bir süreçten geçmiş olması işlemlerin kendiliğinden manipülasyondan uzak olduğunu kanıtlamayacağı gibi savcılık bu savunmanın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ortaya koyacak olan;
- Hisselerin alınması kararından önce hazırlanan araştırma ve değerleme raporları,
- Alım kararını veren komite veya yetkili kişilerin kayıtları,
- Fon yöneticileri, yatırım komitesi ve işlem masası arasındaki yazışmalar,
- Emir kayıtları, kullanıcı erişim kayıtları ve işlem zaman damgaları,
- Farklı fonların aynı hissede, aynı gün veya birbirini izleyen günlerde gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili kayıtları/belgeler araştırılacak mıdır?
Ve daha önemlisi bu raporların gerçekten işlem öncesinde hazırlanıp hazırlanmadığı, kararlara dayanak oluşturup oluşturmadığı ve gerçekleşen işlemlerin bu raporlarla tutarlı olup olmadığına da bakılacak mıdır?
Savcılık sorgusunda konunun bu kısmı merak edilmemiş ve herhangi bir soru yöneltilmemiş ama bir hisseye yönelik alımların ardından fiyat yükselmişse;
- Alımların büyüklüğünün şirketin finansal verileriyle uyumlu olup olmadığı,
- Fonların alım gücünün fiyatı ne ölçüde etkilediği,
- Aynı yöndeki işlemlerin koordineli olup olmadığı,
- Fiyat yükselişinden hangi hesapların hangi tarihlerde yararlandı(rıldı)ğı gibi soruların peşine düşülecek midir?
2) Erdin Özel hakkında, 25 Eylül 2026’da SPK’nın Özata Denizcilik (OZATD) hisselerindeki işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına ve iki yıl işlem yasağı uygulanmasına karar verilmişti. Özel, ifadesinde OZATD bakımından manipülatif işlem yapmadığını ve menfaat elde etmediği savunması yapmış. Ayrıca 25 Eylül 2026 tarihli SPK Bülteninden sonra 28 Eylül'de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla 500 bin TL ödeme yaptığını ve 30 Eylül'de SPK'ye başvurarak menfaat elde edip etmediğinin bildirilmesini istediğini söylüyor.
OZATD yatırımlarını Özel, şirketin faaliyetleri ve gelecekteki büyüme beklentileri üzerinden açıklamış. İfadesinde şirketin finansal yapısının güçlendiğini, askerî tersaneyle birleşme kararının açıklandığını ve ardından ana ortak Ataşev Denizcilik’in 11 Eylül 2026 tarihinde 2,1 milyon adet payın borsada işlem gören tipe dönüştürülmesi için süreç başlattığını belirtiyor.
Özel’in iddiasına göre bu açıklama piyasada potansiyel arz beklentisi yarattı; ertesi gün yayımlanan bir haberin ardından yaşanan düşüş de hisse fiyatlarını etkiledi.
Fonlar önemli açıklamalardan önce mi pozisyon aldı? Alımlar hangi kaynakla finanse edildi? Satışlar varsa kimlere yapıldı? Fonların işlemleri, şirket ortaklarının veya diğer hesapların işlemleriyle örtüştü mü? gibi bir dizi sorunun yanıtının verilmesi gerekiyor.
Ayrıca;
- Birleşme kararı ve şirketin finansal durumuna ilişkin açıklamalar gerçek ve doğrulanabilir olaylar ancak bunların hisseye hangi değeri kazandırdığı incelenme konusu edilecek mi?
- Fonların hangi tarihte, hangi fiyatlardan ve ne kadar alım yaptığı; bu alımların günlük işlem hacminin ne kadarını oluşturduğu araştırılacak mı?
- Fonların, şirket ortaklarının ve bağlantılı hesapların işlemleri birlikte incelenecek midir?
- Yalnızca fiyatın yükselmesi değil, yükselişten kimlerin hangi işlemlerle yararlandığı, yani kazanç ve menfaatin kimlere gittiği net olarak belirlenecek midir?
3) Özel, Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL) için de benzer bir savunma yapmış. Tera grubunun finans şirketlerinin bu yapı altında toplanması ve faaliyetlerin genişletilmesi beklentisinin yatırım kararında etkili olduğunu belirtiyor. Bu yatırımın nedeni de şirketin gelecekteki değer artışı beklentisi.
Bir şirketin büyüyeceği beklentisiyle hisse satın almak olağan bir yatırım davranışı olarak açıklanabilir. Ancak, aynı hisseye yönelen çok sayıda fonun alımları fiyatı olağandışı biçimde yükseltiyorsa, işlemlerin ekonomik gerekçesi ve koordinasyon durumu incelenmeyi hak ediyor.
Fonların TRHOL pozisyonlarının gün gün değişimleri,
Alım-satım işlemlerinin fiyat ve miktar dökümleri,
Fonların toplam varlıkları içinde TRHOL'ün ağırlığı,
İlgili dönemdeki şirket açıklamaları ve bunların işlem zamanlarıyla ilişkisi,
Fonlar, portföy yönetimi şirketi ve diğer hesaplar arasındaki emir ilişkileri gibi başlıkların araştırılıp araştırılmadığını hep birlikte göreceğiz.
4) Özel’in ifadesinin en önemli bölümlerinden biri fon ödemelerine ilişkin açıklamalar. Özel, portföy şirketlerinde fon dengelerinin korunması amacıyla repo ve ters repo işlemleri yapıldığını, bunların mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü ve ilgili kurumlara bildirildiğini söylüyor. Ardından yaşanan gelişmeleri şöyle açıklıyor:
Medyada çıkan haberler ve yatırımcılar arasındaki korku nedeniyle fonlardan para çıkışı talepleri oluştu,
Bu taleplerin toplamının yaklaşık 300 milyar TL'ye ulaştı,
Saklama ve operatör kuruluşlara ödeme emirlerinin fon yöneticisi tarafından verildi,
Ancak ilgili kuruluşlar, yönetimin talebine rağmen ödemeleri gerçekleştirmedi ve bu nedenle temerrüt yaşandı.
Özel bu anlatısıyla sorumluluğu fon yönetimi dışındaki ödeme ve saklama altyapısına yerleştirmiş oluyor. Ancak bu savunma fonların likit varlıkları, hisse senedi yoğunluğu, repo ve ters repo pozisyonları, vade yapısı ve yatırımcıların geri ödeme taleplerinin birlikte değerlendirilmediğini ortaya koymuş oluyor.
5) Erdin Özel’e ne Fatma Betül Sayan Kaya ne de AKP ve devlet bürokrasisinden isimlere dair tek bir soru sorulmamış. Sorulmayınca o da anlatmamış. Ancak ifadenin altında yabancı fonlar ve kişilerle ilişkileri içeren sorular yer almış.
AKP ve devlet bürokrasisinden birçok kişinin yer aldığı fon soygununda Fatma Betül Sayan Kaya gibi fütursuz davranmayıp kendi adıyla değil de 3. şahıslar ve yabancı şirketler üzerinden işlem yapanlar olduğunu düşününce bu kısım önem kazanıyor.
Özel ifadesinde, Aurelius, Rubellus, Shield ve Spectra adlı yabancı fonların sahibi Yahya Suna’nın ise Avusturya ve İsviçre merkezli şirketleri aracılığıyla gerçekleştirdiği işlemleri herhangi bir suçlama yöneltmeden anlatmış. Soruşturmada tutuklanan Erol Demirbaş’a ait PSI isimli fonun Lüksemburg'da kurulu bir fon olarak bildiğini, Türkiye'de yabancı yatırımcı kategorisinde değerlendirildiğini ve halka arzlara katıldığını söylemiş.
- Bu yabancı fonların gerçek sahipleri ve kazanılan paraların kimlerin hesabına aktarıldığı,
- Tera tarafından yönetilen fonlarla aynı hisselerde hangi tarihlerde işlem yaptıkları,
- Bu işlemlerin birbirini tamamlayan bir örüntü oluşturup oluşturmadığı,
- Aralarında para transferi, ortak hesap, vekâlet ilişkisi veya başka bir ekonomik bağ olup olmadığı,
- Birlikte hareket etmişlerse, bu hareketin belgelenebilir bir amacı ve piyasa fiyatlarına etkisinin olup olmadığı araştırılacak mıdır?
- Tera ve ilgili fonlarda yabancı yatırımcı görünümüyle işlem yapan kişi ve kurumlar bunlarla mı sınırlıdır?