Sohbetine iştirak ettik, sofrasına oturduk, salçasız baharatsız tuzsuz lapa kıvamındaki aşından yedik; elhamdülillah.
Dahası da var, arkası yarın anlatılır gibi değil, kıyamette inşâEllah.
Rabbim bizi Bahçevan Sofi Nuri ağabeyimizin hatrına versin.
Menzilin Bahçivanı Adana Misisli BAHÇİVAN NURİ AMCA Anlatmıştı Başından Geçen Bu Olayı :
Bir zamanlar biz Urfa'da işimiz olduğu için Seydâ Hazretleri’nden izin istedik. O tarihte bu bölgede terör çoktu. Seyda Hazretleri buyurdu ki: “Akşam sonu olursa gelmeyin. Sabah gelirsiniz.” Müsaade aldık, ayrıldık. Urfa’ya geldik. İşlerimizi gördük. Akşam vakti oldu. Sofiler: “Geri dönelim,” dediler. Ben de Seydâ MUHAMMED RAŞİD Hazretleri’nin emrini hatırlattım. Fakat sofiler muhabbetten duramadılar. Menzil’e dönmeye karar verdik. Çaylar başına geldiğimizde o zaman baraj yapılmamıştı yolun ortasında teroristler barikat kurmuştu. Şoförümüz barikatı aşmak için arabaya gaz verdi. Barikatı aşamadık. Orda saklı olan teröristler silahlarla arabamızı taradılar. Arabanın her tarafı kurşun deliği oldu. İçerde yaralananlar vardı. Bana da çok kurşun isabet etti.
Teröristler bizi arabadan indirdiler. “Nereye gidiyorsunuz?” dediler. Biz de, “Menzil’e gidiyoruz,” dedik. Teroristler, “Menzil” adını duyunca korktular, kaçtılar. Arkamızdan gelen bir araba yaralıları görünce hepimizi hastaneye götürdü. Doktor tek tek muayene etmeye başladı. Sıra bana geldi. “Soyun!” dedi. Gömleğimi çıkarınca 10-15 mermi yere döküldü. Doktor hayret etti! Hiçbir mermi vücuduma girmemişti! Doktor hayretle sordu:
- Sen evliya mısın?
- Hayır, ben evliyanın bahçıvanıyım, dedim.
Tekrar Menzil'e döndüm. Seydâ Hazretleri dışarıda geziniyordu. Beni görünce yanına çağırıp sordu:
- Sofi Nuri, teröristler sizin yolunuzu mu kesti? Biz size demedik mi “gelmeyin”? Sofi Nuri, kurşunlar sana değmemiş mi?
- Hayır kurban, himmetinizle değmemiş, dedim.
- Sofi Nuri Senin kılını da mı kopartmamış? diye sordu.
- Himmetinizle hayır kurban, diye cevap verdim.
- E, sadatların işidir! Elhamdulillah... buyurdular.