Lionel Messi:
— Gittiğine hala inanamıyorum baba. Seni tekrar göremeyecek olmak çok zor. Seninle tekrar konuşamayacak olmak…
— Acı çekiyordun ama çok erken oldu. Beraber geçireceğimiz çok güzel zamanlar vardı.
— Son kez Dünya Kupası’nda oynamamı çok istedin. Turnuva başlamadan hemen önce de kötüleştin.
— İlk kez bir Dünya Kupası’nda benimle değildin ama finale ulaşabilirsek son maç için gelebileceğini düşünmüştüm. Sana da bunu söylemiştim: “Finale çıkacağız, sen de burada olursun.”
— Her maçtan sonra senin mesajını bekledim. O anlarda durumun iyice kötü hale geldiğini kabullendim.
— Ve aklımda tek bir şey vardı: Turnuvada olabildiğince ileri gidebilmek ve sana maçları izleme fırsatı vermek.
— Finale çıktık ama sen burada olamadın. Kazanıp kupayı sana getirmeyi çok istemiştim ama olmadı, bacaklarım bana daha fazlasını veremedi.
— Kendi vücuduma karşı gelmeye çalıştım ama başaramadım. Bir türlü kendimi iyi hissedemedim.
— Yanına geldiğimde, maçı penaltılarda kaybettiğimizi sanıyordun. Yaşadıklarımızı seninle konuşamadım, maçların keyfini çıkaramadın.
— Kazanamamıştık ama her maçtan ne kadar keyif aldığımızı göremedin. Bir kez daha haklıydın: Bu Dünya Kupası'nda orada olmam gerekiyordu, iyi ki de oradaydım.
— Sensiz ne yapacağım bilmiyorum, nasıl devam edeceğim bilmiyorum. Bu hayatta sadece futbol oynadım ve şu an bunu daha ne kadar devam ettirebileceğime dair şüphelerim var.
— En baştan beri yanımda sen vardın, şimdi de sona çok yakınım. Neden biraz daha yanımda kalamadın? Keşke beraber bitirebilseydik...
— Mutluluğunun belli başlı kaynakları vardı. Ailenin iyi olduğunu görmek, eşinin, çocuklarının iyi olduklarını bilmek...
— Ama hepsinden öte, diğerlerine de çaktırmadan, en sevdiğin şey beni sahada izlemekti. Çocukluğumdan beri bu böyleydi.
— Tek bir maçımı kaçırmazdın. Nasıl acı çektiğini ya da nasıl mutlu olduğunu bilirdim, sen her ne kadar beni fazla övmesen de.
— Sen bir babaydın, bir arkadaştın. İhtiyaç duyduğum her zaman sen oradaydın. Elbette bazı tartışmalar yaşadık ama hepsinde sen haklıydın. Bir şekilde hayat seni haklı çıkarıyordu.
— Seni çok özleyeceğim. Her zaman yanımda, içimde seni taşıyacağım. Çocuklarımı tıpkı senin beni yetiştirdiğin gibi yetiştiriyorum.
— Huzur içinde yat. Tıpkı burada yaptığın gibi, yukarıdan da bizi gözetmeye devam et. Her şey için teşekkür ederim. Seni çok seviyorum baba.