Geceye not.
Esnafımız diyor ki;
Sayın Vekilim,
Zincir marketler meselesine değindiniz. Ancak küçük esnafın karşı karşıya olduğu tek tehdit zincir marketler değildir. Mevcut serbestiyet ve belediyelerin ruhsatlandırma süreçlerindeki esneklik, aynı bölgede benzer işletmelerin kontrolsüz biçimde açılmasına yol açmaktadır. Bu durum, sektörlerde pazarın aşırı bölünmesine ve işletmelerin kısa sürede zarara sürüklenmesine neden olmaktadır.
Somut bir örnek vermek gerekirse, 10 bin nüfuslu bir mahalle için;
En fazla 2-3 fırın,
En fazla 1 pastane veya unlu mamul işletmesi,
En fazla 3 berber,
En fazla 3 bakkal,
En fazla 5 terzi, 3 ayakkabıcı ve 2 giyim mağazası
bulunmasını öngören, nüfus ve ihtiyaç esaslı bir planlama yapılması elzemdir.
Bugünkü uygulamada ise aynı nüfusa sahip bir mahallede onlarca fırın ve unlu mamul işletmesi açılabilmektedir. Oysa 10 bin nüfuslu bir bölgede bir pastane veya unlu mamul işletmesi yeterliyken bu sayının dörde, beşe çıkması pazarı aşırı ölçüde bölmekte ve işletmeleri hızla zarara sürüklemektedir.
Bunun yanında fırıncılar ve unlu mamul işletmecileri ciddi bir maliyet kıskacıyla karşı karşıyadır. Yıl başında çuvalı 1.000 TL olan unun fiyatı bugün 1.750 TL’ye yükselmiş; buna rağmen ekmek fiyatları üzerinde baskı kurulmuş ve esnafın zam yapmasına izin verilmemiştir. Un üreticisine veya diğer girdi maliyetlerine yönelik ise gerekli müdahaleler yapılmamıştır.
Bu ekonomik çıkmaz ve adaletsizlik, esnafı ayakta kalabilmek için mevzuata aykırı ve tehlikeli yollara itmektedir:
Halk sağlığını tehdit eden uygulamalar: İşletmeler ayakta kalabilmek için maliyetleri kısmaya çalışmakta; un, şeker ve yağ gibi temel gıda maddelerinde en ucuz, kalitesiz ve sağlığa zararlı alternatiflere yönelebilmektedir. Bu durum halk sağlığını doğrudan tehdit etmektedir.
İstihdam ve sosyal hak kayıpları: Sigortasız veya kısmi süreli gösterilerek eksik prim ödenen çalışanlar istihdam edilmekte; gençler sektöre kazandırılamadığı için yeni nesil zanaatkâr ve ustalar yetişmemektedir.
Çözüm önerimiz: Kanuni ve bağlayıcı ruhsatlandırma
Bu kısır döngünün kökten çözülebilmesi için ruhsatlandırma süreci açık ve bağlayıcı bir yasal zemine oturtulmalıdır. Ruhsat verme yetkisi, keyfî yerel uygulamalara, esnek idari kararlara veya siyasi takdir alanına bırakılmamalıdır.
Getirilecek açık ve bağlayıcı kurallarla, bir mahallede ilgili işletme ihtiyacı karşılandığında yeni bir işletmenin açılmasına izin verilmemelidir. Böylece torpil ve kayırmacılığın önüne geçilmeli; kurallara aykırı ruhsat veren görevliler için caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Bu sistemin sağlayacağı başlıca faydalar şunlardır:
Ekonomik sürdürülebilirlik ve sağlıklı üretim: Fırıncı, unlu mamul işletmecisi, berber ve diğer esnaf hak ettiği kazancı elde eder; kaliteden ödün vermeden ve halk sağlığını tehlikeye atmadan faaliyetini sürdürebilir.
Kayıt dışılığın önlenmesi: Adil rekabet ve sürdürülebilir gelir koşulları, esnafın kayıt dışına yönelmesini ve kalitesiz ya da hileli malzeme kullanmasını önlemeye katkı sağlar.
Etkin ve şeffaf denetim: Bölgenin nüfusu ve işletme kapasitesi esas alınarak daha sağlıklı bir denetim ve vergi takibi yapılabilir. Örneğin, bin nüfuslu bir mahalledeki berber sayısı belirlenirken nüfus ve hizmet ihtiyacı dikkate alınabilir. Vergi denetimi ise işletmelerin gerçek faaliyetleri ve kayıtları üzerinden yürütülerek daha şeffaf hâle getirilebilir.
Halk sağlığının korunması, esnafımızın girdi maliyetleri karşısında ezilmemesi, keyfî uygulamaların önlenmesi ve vergi adaletinin sağlanması için nüfusa ve yerel ihtiyaca dayalı ruhsatlandırma sisteminin bağlayıcı bir yasa maddesi olarak Meclis gündemine taşınmasını arz ve talep ederim.
Peki siz ne düşünüyorsunuz?